Bilsen,
sana yazmamak için
kaçıncı şiirimi yazdığımı
sımsıkı bakışlarınla
mızraklanan göğün acısını,
yağmurla doluşunu avuçlarımın
senin için ayıkladığımı
göğün saklı yıldızlarını
bir ozanın şiiriyle parlattığımı
Bilsen,
kaç defa yeniden başladığımı,
Tanrı armağanı günlere
yeniden hüküm giyip sevgiye
özgürlüklerden soyunduğumu, şüphe yok
incitirim, yenilmeyen gururumu
ben ki dünyanın şifa bulmaz hastası
düşüneni, taşınanı, savrulanı
insan böyle kaybediyor o mağrur tavrı
Bilsen,
varlığım cesedimden büyük, sözlerim
sertçe çekti kapıyı, ölürüm bu gidişe
gömleğimin sol tarafında
dikiş tutmayan bir yırtık,
el-Hafîz geniş anlamlı bir isimdir ve her türlü muhafazayı içerir: Bir insanın nimet üzere kalmasını bu isim temin ederken hidayete mazhar olmasını, marifet sahibi olmasını sağlayan da bu isim olur. Bu itibarla el-Hafîz kulu için tevfiki muhafaza eden, teyidiyle nimetlerini üzerine yayan demektir. Bu meselenin bir yönüdür. Ancak işin varlık kısmı daha önemlidir. el-Hafîz madum, yani yok olanı o hal üzere, var olanı kendi hali üzere muhafaza eder. Bu anlamıyla el-Hafîz; er-Rakîb, el-Basîr, es-Semi‘ gibi isimlerle müteradiftir. Allah âlemi gözetir ve muhafaza eder. Bu itibarla muhafaza, âlemdeki varlıklara da sirayet eder. Bu durumda Allah âlemi içindekilerle muhafaza eder ve âlemi kendisiyle korur. Kâinattaki her varlık Allah'ın hadlerini muhafaza eder, çünkü her şeyin varlıkta bir haddi ve sınırı vardır. Her şeyin bulunduğu yer, o varlığın haddidir ki bu had, o şeyin kendisinde bulunmasıyla korunmuş olur.