Hayatın bu kadar anlamsız, bu derece çirkin olması imkânsızdı. Gerçekten bu kadar çirkin ve anlamsızsa neden ölmeliydim, hem de ıstırap içinde?.. Başka bir şey var bunda...
...”Belki gerektiği gibi yaşamıyordum ben?”
Sanki tırmandığını sanarak sürekli bayır aşağı iniyor gibiydi. Zayen öyleydi. “Kamuya göre yukarı çıkmaktaydım. Yükseldiğim ölçüde hayattan uzaklaşıyordum... Şimdi tamamıyla öl bakalım...”
“Hep aynı şey... Bitmek bilmeyen gün ve geceler... Çabuk olsa bari! Ama şu çabuk olan ne acaba? Ölüm, karanlık. Hayır, ölüm olmasın da ne olursa olsun.”