Adarr İlonn

Adarr İlonn
@ilonn
İvan İlyiç’in başlıca üzüntüsü, kendisine söylenen yalandı. Nedense bu yalan herkes tarafından kabul edilmişti. Güya o, yalnızca çok hastaydı... Sakinleşerek tedavi edilirse çok iyi sonuca varılacaktı. Oysa İvan İlyiç, ne yapılırsa yapılsın sonucun daha korkunç, acıdan ve ölümden başka şey olmadığını biliyordu. Bu yalan üzüyordu onu. Herkesin ve kendisinin bildiği şeyi açıkça söylemek istemeyişlerine, feci halini yalanla örtüp onu da bu yalana katmalarına üzülmemek elinden gelmiyordu.
Sayfa 61 - Can Yayınları
Edebiyat
Reklam
“ Ben yok olacağım. O zaman ne olacak acaba?.. Hiçbir şey olmayacak. Yok olunca, nerede olacağım? Yoksa ölüm... Hayır istemem!”...”Hiçbir şeyin önemi kalmadı... Ölüm! Evet, ölüm...”...”... Vız geliyor onlara ama kendileri de ölecekler. Aptallar!.. Ben biraz önce, onlar biraz sonra... Ama onların da başına gelecek...” ... “Herkesin bu müthiş korkuya katlanabilmesi mümkün mü?”
Sayfa 51 - Can Yayınları
Edebiyat
...”İş ne körbağırsakta, ne de böbrekte; hayat ve ölümde... Öyle ya. Bir hayat vardı; şimdi de gidiyor... Gidiyor ve onu tutmak elimde değil... Evet. Ne diye kendimi aldatayım? Ölmekte olduğumu, benden başka herkes bilmiyor mu? Hafta, gün meselesi... Hatta belki de şimdi... Az önce ortalık aydınlıktı, şu anda karanlık... Buradayım. Birazdan oraya gideceğim! Nereye?” Birdenbire buz kesildi, soluğu durdu. Yalnız kalbinin vuruşlarını duyuyordu.
Sayfa 51 - Can Yayınları
Edebiyat
“Ölüm uçurumunun kenarında yalnız başına, yanında bir anlayıp acıyanı olmadan böyle yaşamaktı kaderi...”
Sayfa 47 - Can yayınları
Edebiyat
“Ama bütün ölüler gibi, hayatta olduğundan daha güzel, özellikle daha anlamlıydı. Yüzünde, sanki yapılması gereken şeyin yapılmış ve doğru yapılmış olduğunu gösteren bir ifade vardı. Bunun yanı sıra bu ifadede bir sitem, hayatta olanlara bir güceniklik okunuyordu.”
Sayfa 13 - Can Yayınları
Edebiyat
Reklam