❝ "Düşüncenin kadiri mutlaklığı" bizim kültürümüzde sadece tek bir alanda, sanatta yaşamaya devam ediyor. Arzularının yiyip bitirdiği bir insanın tatmin olmaya benzer bir şey yapması ve bu oyunun -sanatsal illüzyonlar sayesinde- sanki gerçek bir şeymiş duygusunu yaratması artık sadece sanatta karşımıza çıkıyor. Haklı olarak sanatın büyüsünden söz ediliyor, sanatçı bir sihirbaza benzetiliyor. Ama bu benzetme göründüğünden daha anlamlı belki de. Kuşkusuz ' l'art pour l'art ' [sanat için sanat] saikiyle ortaya çıkmamış olan sanat, ilk başlarda, bugün büyük ölçüde yok olup gitmiş eğilimlerin hizmetindeydi. Bunların bir kısmının büyüyle ilgili olduğu tahmin edilebilir. { Reinach'a göre, Fransa'daki mağaraların duvarlarına kazıdıkları ya da çizdikleri hayvan resimlerini bize miras bırakan ilkel sanatçıların niyeti "beğenilmek" değil, "büyü yapmak"tı. Bunu da, resimlerin mağaraların en karanlık, en derin yerlerinde olmasıyla ve tasvirlerde en korkulan hayvanlara yer verilmemesiyle açıklıyordu. "Modernler çoğu zaman, mübalağa da ederek, büyük bir sanatçının fırça ya da keskisinin büyülü olduğundan veya genel olarak sanatın büyüsünden bahsederler. Mecaz olmayan anlamda, yani bir insan iradesinin diğer insanların iradesi veya nesneler üzerinde mistik bir güç uygulaması anlamında bu tabir kabul edilebilir değildir artık; ancak gördüğümüz gibi, bu tabirin, hiç değilse sanatçıların gözünde, gerçek anlamıyla da doğru olduğu bir dönem yaşanmıştır." } ❞