Nurcan Büyüktaş

Nurcan Büyüktaş
❝ Okuyun, diyor okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor. ❞ Ali Şeriati
Latife- yaşlı bir kedi
Sanki bir kar fırtınasının ortasında bir dağ kulübesine sığınmıştık Latife'yle ve ikimiz de bu sıcacık kuytuda olmaktan memnunduk. Latife benim için dışarının kaosunu katlanılır kılıyordu. Bana kanaatkâr olmayı öğretiyordu. Tahammül etmeyi. Bazen de boş vermeyi. Ama yalandan bir boşvermişlik değildi onunkisi. Uzun uzun düşünülmüş, muhasebesi yapılmış bir karardı; arkasında uzun bir ömrün tecrübesi vardı. Durmanın bilgeliğine ikna olmuştu. Dövüşmekten, şikayet etmekten uzaktı. Onu bırakıp giden sahibesine bile anlayış gösteriyor, halden anlıyordu. Özlüyordu muhakkak ama bu özlem onu endişelendirmiyordu, bu özlemle yüreğini kemirmiyordu. Yalnızlığını seviyordu, beni de yalnızlığıma alışmaya, onu sevmeye, kendime ait olmaya teşvik ediyordu. Yakında bana veda edeceğini biliyor, gittiği vakit hayatımda açılması olası boşlukla şimdiden barıştırıyordu beni. "Ben önemli değilim," diyordu, "Sen de değilsin. Kendini önemli sananların hiçbiri önemli değil. Yaşa sadece."
Sayfa 22·Kitabı okudu
Reklam
❝ "Düşüncenin kadiri mutlaklığı" bizim kültürümüzde sadece tek bir alanda, sanatta yaşamaya devam ediyor. Arzularının yiyip bitirdiği bir insanın tatmin olmaya benzer bir şey yapması ve bu oyunun -sanatsal illüzyonlar sayesinde- sanki gerçek bir şeymiş duygusunu yaratması artık sadece sanatta karşımıza çıkıyor. Haklı olarak sanatın büyüsünden söz ediliyor, sanatçı bir sihirbaza benzetiliyor. Ama bu benzetme göründüğünden daha anlamlı belki de. Kuşkusuz ' l'art pour l'art ' [sanat için sanat] saikiyle ortaya çıkmamış olan sanat, ilk başlarda, bugün büyük ölçüde yok olup gitmiş eğilimlerin hizmetindeydi. Bunların bir kısmının büyüyle ilgili olduğu tahmin edilebilir. { Reinach'a göre, Fransa'daki mağaraların duvarlarına kazıdıkları ya da çizdikleri hayvan resimlerini bize miras bırakan ilkel sanatçıların niyeti "beğenilmek" değil, "büyü yapmak"tı. Bunu da, resimlerin mağaraların en karanlık, en derin yerlerinde olmasıyla ve tasvirlerde en korkulan hayvanlara yer verilmemesiyle açıklıyordu. "Modernler çoğu zaman, mübalağa da ederek, büyük bir sanatçının fırça ya da keskisinin büyülü olduğundan veya genel olarak sanatın büyüsünden bahsederler. Mecaz olmayan anlamda, yani bir insan iradesinin diğer insanların iradesi veya nesneler üzerinde mistik bir güç uygulaması anlamında bu tabir kabul edilebilir değildir artık; ancak gördüğümüz gibi, bu tabirin, hiç değilse sanatçıların gözünde, gerçek anlamıyla da doğru olduğu bir dönem yaşanmıştır." } ❞
Sayfa 95·Kitabı okuyor
"Şimdi sevmesin." sözünün kökeni
❝ Çok sevilen insanların öldükten sonra demonlara dönüştüğü tasavvuru başka soruları da akla getiriyor. İlkeller kıymetli yakınlarının öldükten sonra neden huy değiştirdiklerini düşünüyorlardı? Neden demonlaştırıyorlardı ölülerini? Westermarck'a göre bu sorunun basit bir yanıtı vardır. "Genelde ölüm insanın başına gelebilecek en büyük felaket olarak görüldüğünden, göçüp gidenlerin kaderlerinden hiç memnun olmadıklarına inanılır. İlkel halklara göre, insan ancak şiddet ya da büyü yoluyla ölebilir, ruhun sırf bu sebeple bile hiddet ve intikam hisleriyle dolup taştığı düşünülür; ruhun yaşayanları kıskanıp sevdiklerine özlem duyduğuna inanıldığından, yakınlarına kavuşmak için onları hasta edip öldürmeye çalışması anlaşılır bir durumdur..." ❞
Sayfa 64·Kitabı okuyor
❝ R. Kleinpaul, canlılarla ölüler arasındaki ilişkiye ışık tuttuğu etkileyici bir kitapta, eski ruh inancının medeni halklardaki kalıntılarını ele almıştır. Kitabında vardığı sonuç, kana susamış ölülerin canlıları peşleri sıra ölüme sürüklediğidir. Ölüler öldürür; bugün ölümü simgelemekte kullandığımız iskelet, bizzat ölümün de bir ölüden ibaret olduğunu anlatır. Diriler, ölülerin şerrinden ancak aralarından su geçerse korunabildiklerine inanıyorlardı. O nedenle ölüler tercihen bir adaya gömülüyor ya da bir nehrin karşı kıyısına götürülüyordu; bu taraf ve öte taraf deyimleri de buradan türemiştir zaten. ❞
Sayfa 63·Kitabı okuyor

Nurcan Büyüktaş

, bir kitabı okumaya başladı
Sigmund Freud
8/10 · 7,9bin okunma