Nurcan Büyüktaş

Nurcan Büyüktaş
❝ Okuyun, diyor okuyun. Çünkü mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor. ❞ Ali Şeriati
❝ "Düşüncenin kadiri mutlaklığı" bizim kültürümüzde sadece tek bir alanda, sanatta yaşamaya devam ediyor. Arzularının yiyip bitirdiği bir insanın tatmin olmaya benzer bir şey yapması ve bu oyunun -sanatsal illüzyonlar sayesinde- sanki gerçek bir şeymiş duygusunu yaratması artık sadece sanatta karşımıza çıkıyor. Haklı olarak sanatın büyüsünden söz ediliyor, sanatçı bir sihirbaza benzetiliyor. Ama bu benzetme göründüğünden daha anlamlı belki de. Kuşkusuz ' l'art pour l'art ' [sanat için sanat] saikiyle ortaya çıkmamış olan sanat, ilk başlarda, bugün büyük ölçüde yok olup gitmiş eğilimlerin hizmetindeydi. Bunların bir kısmının büyüyle ilgili olduğu tahmin edilebilir. { Reinach'a göre, Fransa'daki mağaraların duvarlarına kazıdıkları ya da çizdikleri hayvan resimlerini bize miras bırakan ilkel sanatçıların niyeti "beğenilmek" değil, "büyü yapmak"tı. Bunu da, resimlerin mağaraların en karanlık, en derin yerlerinde olmasıyla ve tasvirlerde en korkulan hayvanlara yer verilmemesiyle açıklıyordu. "Modernler çoğu zaman, mübalağa da ederek, büyük bir sanatçının fırça ya da keskisinin büyülü olduğundan veya genel olarak sanatın büyüsünden bahsederler. Mecaz olmayan anlamda, yani bir insan iradesinin diğer insanların iradesi veya nesneler üzerinde mistik bir güç uygulaması anlamında bu tabir kabul edilebilir değildir artık; ancak gördüğümüz gibi, bu tabirin, hiç değilse sanatçıların gözünde, gerçek anlamıyla da doğru olduğu bir dönem yaşanmıştır." } ❞
Sayfa 95·Kitabı okuyor
Reklam
"Şimdi sevmesin." sözünün kökeni
❝ Çok sevilen insanların öldükten sonra demonlara dönüştüğü tasavvuru başka soruları da akla getiriyor. İlkeller kıymetli yakınlarının öldükten sonra neden huy değiştirdiklerini düşünüyorlardı? Neden demonlaştırıyorlardı ölülerini? Westermarck'a göre bu sorunun basit bir yanıtı vardır. "Genelde ölüm insanın başına gelebilecek en büyük felaket olarak görüldüğünden, göçüp gidenlerin kaderlerinden hiç memnun olmadıklarına inanılır. İlkel halklara göre, insan ancak şiddet ya da büyü yoluyla ölebilir, ruhun sırf bu sebeple bile hiddet ve intikam hisleriyle dolup taştığı düşünülür; ruhun yaşayanları kıskanıp sevdiklerine özlem duyduğuna inanıldığından, yakınlarına kavuşmak için onları hasta edip öldürmeye çalışması anlaşılır bir durumdur..." ❞
Sayfa 64·Kitabı okuyor
❝ R. Kleinpaul, canlılarla ölüler arasındaki ilişkiye ışık tuttuğu etkileyici bir kitapta, eski ruh inancının medeni halklardaki kalıntılarını ele almıştır. Kitabında vardığı sonuç, kana susamış ölülerin canlıları peşleri sıra ölüme sürüklediğidir. Ölüler öldürür; bugün ölümü simgelemekte kullandığımız iskelet, bizzat ölümün de bir ölüden ibaret olduğunu anlatır. Diriler, ölülerin şerrinden ancak aralarından su geçerse korunabildiklerine inanıyorlardı. O nedenle ölüler tercihen bir adaya gömülüyor ya da bir nehrin karşı kıyısına götürülüyordu; bu taraf ve öte taraf deyimleri de buradan türemiştir zaten. ❞
Sayfa 63·Kitabı okuyor
❝ Sisifos'u mutlu olarak tasarlamak gerekir. ❞
Sayfa 141·Kitabı okudu
❝ "Tanrı yoksa ben tanrıyım." sözünün anlamı belirginleşiyor artık. Tanrı olmak bu yeryüzünde özgür olmaktır yalnızca, ölümsüz bir varlığa hizmet etmemektir. Her şeyden önce de tüm sonuçları bu acılı bağımsızlıktan çıkarmaktır kuşkusuz. Tanrı varsa her şey ona bağlıdır ve istemine karşı hiçbir şey gelmez elimizden. Yoksa, her şey bize bağlıdır. Nietzsche için olduğu gibi, Kirilov için de Tanrı'yı öldürmek, kendisi Tanrı olmaktır. Kutsal Kitap'ın söz ettiği ölümsüz yaşamı bu yeryüzünde gerçekleştirmektir. ["Stavrogin: Öbür dünyadaki durasız yaşama inanıyor musunuz? Kirilov: Hayır, ama bu dünyadaki durasız yaşama inanıyorum."] ❞
Sayfa 124·Kitabı okudu
Reklam