Hayatta bazı anlar vardır, olmayacağını bile bile şansınızı denediklerinizden. Bir de tesadüf gibi görünen mecburiyetler vardır. Derler ki, bir gün beklentisiz, koşulsuz sevebilen bir âşık olursan karşındaki bilmese de o zaten senindir.
Seni bir çamur gibi işleyemediklerini fark ettiklerinde ellerini kirlettiğin için hesabını senden soracaklar.
"Cesetler soğumaya başladığı zaman, katillerin çoğu neden öldürdüğünü unutmuş olur."
"Ben iyiyim," Diye yalan söyledim ama kimse anlamadı.
Anlamazlar.
Çünkü öyle olmanı istiyorlar, yardım edemezler çünkü neler olduğunu bilmiyorlar.
"O, iyi biri," dedim. "Sevgi dolu ve merhametli."
Benim kolayca öldürebileceğim türden biri.
Biriyle tanışmak yeni bir yolda yürümeye benziyor, bazen "Ben bu yolda hiç tökezlemem," diye düşünüyorsun çünkü hep yokuş çıktıktan sonra dümdüz bir caddeye adım atmışsın. Kalabalığı bir saniye için benimsiyorsun sonra ayağın takılmasa da kalabalık üzerine geliyor, yolda yürüyebiliyorsun ama insanlarla baş edemiyorsun; insanlar itiyor, yol hiç bitmeyecek sanıyorsun ama yol hep bitiyor, sadece başka bir yola çıkan caddelerden geçiyorsun. Bazen, şanslıysan kaldırımlarda dinlenebiliyorsun. Bazı sokaklarda öyle güzel müzikler çalıyor ki tekrar tekrar oradan geçmek istiyorsun.
İsmim, Nazlı Aladağ. Saçımı sıkı bir atkuyruğu yapmayı ve sınıf birincisi olmayı severim.