Ölü doğmuş varlıklarız biz ve çoktandır canlı babalardan üreyemiyoruz ve bu durum gittikçe ve gittikçe daha çok hoşumuza gidiyor. Yakında bir şekilde fikirlerden doğmanın bir yolunu bulacağız.
Çünkü ben yeryüzündeki tüm solucanlar arasında en rezil, en zavallı, en küçük hesapçı, en ahmak, en kıskanç olanıyım, diğer solucanlar hiç de benden daha iyi değiller ama nedense onlar benim gibi çekingen ve mahcup değiller.
Saygıdeğer karıncalar, karınca yuvası ile başladılar hayatlarına ve onunla da bitireceklerdir herhalde. Bu istikrarlı ve olumlu yaklaşım onlara büyük bir onur kazandıracaktır. Ancak insan uçarı ve aykırı bir canlıdır ve satranç oyuncusu gibi; amacı değil, sadece amaca giden yolu sevmektedir. Ve kim bilir belki de insanlığın dünyada hedeflediği tek amaç işte bu amaca kesintisiz ulaşma sürecinde, başka bir deyişle iki kere iki dört eder gibi bir formülde kendisini bulan amaçta değil yaşamın ta kendisindedir, zira iki kere iki dört, yaşam değil, ölümün başlangıcıdır. İnsanoğlu bu iki kere iki dördü arıyor, okyanusları aşıyor, bu arayışta hayatını feda ediyor, ama aslında onu arayıp bulmaktan inanın çok korkuyor. Zira biliyor ki, diyelim ki buldu, o zaman geriye arayacak hiçbir şey kalmayacak.