Bugün bu satırları yazarken "eğer o gün, o kapıdan girebilmiş olsaydım... " diye düşünüyorum da, insan yaşamının ne çok "eğer", "...saydım" lara bağlı olduğunu, tesadüf ve rastlantıların yaşantımızı nasıl yönlendirdiğini görüyorum.
Bir de o ufak tefek, küçük kararlarımızın hayat akışını nasıl irice etkilediğini...
Görüyorum ama bu görüş, hâlâ kontrolü tamamen elimde tutamayışımdan ötürü biraz öfkelendiriyor beni.
Ona çok kızıyordum. Ama Cem'i benden daha çok sevdiği ya da babamı terk ettiği için değil. Anneme en çok Björn Borg'u sevdiğimi bilmediği için kızıyordum.