“ne düşünüyorsun?”
oysa gerçek bir cevap duymayı istemiyordum. dalgınlaşmış biri, iyi bir şey düşünemez çünkü. duvarlarını yükseltmekle ve karanlık mağarasına gömülmekle meşguldur. fakat ben bütün budalalar gibi gürültüden medet umuyor, içinde su cinlerinin, çocukluktan kalma gölgelerin ve bilmekten mwmnjn olmayacağım kalp kırıcı gizlerin saklandığı o mağaraları yok saymaya çalışıyordum. ama bu çok eskidendi. kavalkemiğimin yerini bilmediğim, kırığın acısını duysam da tam yerini tayin edemediğim zamanlarda.
peki ben sahiden arkadaş kalmak mı istiyordum, yoksa birinin beni vazgeçmeyecek kadar çok sevdiğini görmem mi? kurtulmak için mi kaçıyorum, yakalanmak için kaçar gibi mi yapıyordum? başkalarına karşı olmadığım aşikârdı da, kendime karşı dürüst müydüm bakalım?