Öncelikle, sanıyorum ki okuduğum ilk Çin edebiyatına ait eser. Normalde Çin yapımı dizi, film veya kitapları pek sevemesem de buna bayıldığımı söylemeliyim çünkü kitap ön yargımı bir nebze yıktı.
Kitap, Çin'de köyleri gezip köylülerden halk şarkıları dinleyen ve bunları derleyen bir gezginin Fugui adındaki karakterle karşılaşması ve Fugui'nin ona hayat hikayesini anlatması üstüne şekilleniyor. Yer yer Çin Tarihi hakkında bilgiler de veriyor, dönemle ilgili bazı durumlardan bahsediyor ama baymıyor. Uzun betimlemeler, gereksiz tarih bilgileri yok kitapta. Gayet yalın ve akıcı bir roman.
Fugui gençliği boyunca deyim yerindeyse hovardalık yapmış, ailesinin parasını, mirasını tüketmiş okudukça sinir olacağınız; bunu da yapmazsın, bu kadar da olmazsın diyeceğiniz bir karakter. Ama hikayesi öyle bir yere gidiyor ki Fugui'ye acımaya, üzülmeye başlıyorsunuz. Hikayesine ''Etme bulma dünyası'' mı demeli yoksa üzülüp ''Yaşamak bu mu gerçekten?'' diye mi düşünmeli karar veremedim.
Geriye dönüp baktığından anımsayabilmem açısından bu kısımda kitabı ifade edebildiğimce özetleyeceğim.
Fugui ailesinin maddi durumu gayet iyi olan köyde yaşayan bir gençtir fakat zamanla sahip olduğu tüm parasını kasabada kumar masalarında yiyip bitirecektir. Bu da yetmezmiş gibi öyle bir borçlanacaktır ki babasının ''Kumar borcu namus borcudur, madem ödeyecek paramız kalmadı evi satmalıyız.'' demesi üzerine her şeyin kötüleşmesi başlayacaktır. Evi satarlar, zamanla Fugui'nin babası ölür. Beş parasız kalan aileden Fugui'nin kayınpederi hamile kızını alır götürür. Fugui, annesi ve küçük kızı Fengxia ile bir başına kalır. Zaman geçip eşi doğum yaptıktan sonra oğulları Youqing ile eve döner.Yokluk içinde yaşarlarken Fugui'nin annesi bir gün hastalanır. Fugui doktor bulmak için kasabaya gittiğinde