Çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz. Aşk olmayınca, çile olmaz. Çile olmayınca ibdâ , meydana getirme cehdi olmaz, şevk olmaz, hiçbir şey olmaz, aksiyon olmaz.
Sayfa 44
Edebiyat
Evvelâ bilmek lâzım ki, taklitle aksiyon barışamaz. Çünkü aksiyon hakiki bir fikrin eşyaya kendini nakşetmesidir. Taklitle olmaz. Burada taklidin ne kadar sefil bir şey olduğu , kendi kendine meydana çıkıyor. Taklit bir şeyi üstünden, dış yüzünden kopya etmektir.
Sayfa 44
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu şehidin diyetini soracak mümin elbette bir gün çıkacaktı. Bazı hallerde davalar mezarların üstünde yükselir. Bazı ölüler davalarına sağlıklarından daha çok hizmet ederler. Bazı mezar taşları susmadan konuşur ve her gelip geçene sorarlar: "Söyle, şu adam niçin öldürüldü? Bir iman için, değil mi? Senin gayen onunkinin aynı değil mi? Allah'ınız bir, kitabınız bir, Peygamberiniz bir, milletiniz bir, vatanınız bir!.. Bu birler içinde senin yerin nasıl ayrı olabilir? Şu şehide uzanan nâmert eller, imana silah çekenler, fikre yumruk atanlar ne zaman susturulacak?"
Sayfa 194·Kitabı okuyor
Din
Rasûlüllah (s.a.v.) ise Yüce Allah’ın şöyle buyurduklarını bir kudsi hadiste belirtiyor: “Kulum, benim azabımdan ancak kendisine farz kıldığım ibadetleri edâ etmek suretiyle kendisini kurtarabilir.”
NECİB FÂZIL
Necîb: Soyu ve nesli temiz, aslı kerim olan. Cömert. Asilzâde. Güzel huylu ve ahlâklı... Necib: Cömert, kerim kişi. Fâzıl: Fazilet sahibi. Üstün kimse... Fazl: Artmak, ziyâde artmak. Artık, bir şeyden bakiye kalmak. İmân. Cömertlik, ihsan, kerem. İlim, marifet, hüner. Üstünlük. İnâyet, yardım.
Sayfa 358 - Ağustos 1994, “BU ASRIN SAHİBİSİNİZ!...”, Vâridât: Mehdi, İbda Yay.
Lûgatçe
İnsanın kalbi bir saraya benzer, o sarayın tahtında ya iman ya da inkar oturur.
1000Kitap