Merhabalar bugün Otranto Şatosu ile buradayım.İlk olarak konusundan bahsedeyim. SPOILER!!!!!
Kitap vâris olan Conrad'ın trajik bir şekilde ölümüyle başlıyor.Bu ölümü gören herkesin beti benzi atıyor.Bu trajik ölüm tam da evlenme sırasında olduğundan tabii ki bu evlenme iptal edilmek zorunda kalınıyor."Conrad'la evlenecek olan kız-yani Isabella- Conrad'ın babasının yani kızın kayınpederinin dikkatini çekiyor."
Isabella bu teklifi kabul etseydi cinnet geçirirdim herhalde çünkü bu ne kadar geçmiş zamanda olmuş olsa da oldukça rahatsız edici bir durum. Kitabın başından beri neredeyse Manfred'ın- kayınpederi diye bahsettiğim- kişinin Isabella'ya olan takıntısını okuyoruz. Manfred'dan gerçekten nefret ediyorum.O kadar karaktersiz bir insan ki... Kibarlık deseniz yok, zarafet deseniz yok, saygı zaten yok. Bu kitaba gerçekten büyük bir hevesle başlamıştım tanıtım yazısı oldukça dikkatimi çekmişti ancak bu şekilde bir kitap ile karşılaşmak beni gerçekten üzdü ve hayal kırıklığına uğradım. Açıkçası evet, bu gotik edebiyatın temeli ancak bu yüzden ben daha da heyecanlanmıştım çünkü günümüzdeki bu türdeki eserlerlerin temeli sonuçta!
Kitaptaki tek sevdiğim karakter kesinlikle Theodore. Nedeni ise gayet centilmen ve o döneme göre gerçekten yenilikçi bir birey.İlk başta kitaba dahil olduğunda Isabella'yı seveceğini sanmıştım ancak Matilda'ya aşık oldu, hazır Matilda demişken Matilda'dan da nefret ettim çünkü hâlâ babasını savunuyordu. Yahu o adam senin sevdiğin adama neler yapmayı düşünmüş senin arkadaşın hakkında nasıl art niyetli şeyler planlamış ve sen hâlâ onu mu savunuyorsun?! Aynı zamanda keşke sadece planlamış olsa... Kitabın sonunda ay aman bu kimmiş göremiyorum ama diyerek birine saldırmak nedir ya Allah'ınızı severseniz ! Hiçbir şeyden emin olmadan bir de Matilda'nın