Bu sene okuduklarım arasında zirveye çok net oynayan bir kitap oldu Tırpan. Gerek kurgusunun özgünlüğü gerek anlatım dili ve işleyişiyle daha ilk sayfalardan okuru kendine bağlayan bir roman.
Normalde ilahi bakış açısı benim için mesafeli durduğum bir anlatım biçimidir. Sanki karakterle arama görünmez bir cam koyuyormuş gibi hissediyorum ama bu kitapta öyle ustaca kullanılmış ki, bırakın gözüme batmayı, hikâyenin akıcılığını ve derinliğini daha da güçlendirmiş. Sayfalar su gibi aktı, durup nefes alma ihtiyacı bile hissetmedim.
Kitabı bu kadar güçlü yapan şey sadece anlatımı değil, aynı zamanda sorduğu sorular. Tırpan, ölümün ortadan kalktığı, insanların artık doğal yollarla ölemediği bir dünyada geçiyor. Hastalıklar iyileştirilmiş, yaşlanma kontrol altına alınmış, insanlık neredeyse “kusursuz” bir düzene ulaşmış. Ancak bu kusursuzluk aynı zamanda bir bedel de gerektiriyor, o da nüfus kontrolü. İşte bu noktada Tırpanlar devreye giriyor. Toplum adına ölüm kararı verme yetkisine sahip bu kişiler, kimin devşirip(öldürülüp) kimin yaşamaya devam edeceğine karar veriyor. Kitap, bu korkutucu görevin ahlaki, psikolojik ve insani boyutlarını didik didik ediyor.
Ana karakterler üzerinden ilerleyen hikâye, sadece bir görev ya da hayatta kalma meselesini anlatmıyor; gücün yozlaştırıcı etkisini, adalet kavramının nasıl eğilip bükülebileceğini ve insanın Tanrı rolüne büründüğünde neleri kaybedebileceğini sorgulatıyor. En etkileyici tarafıysa, kitap bunu asla parmak sallayarak yapmıyor. Okur olarak seni düşünmeye zorluyor ama cevabı gözüne sokmuyor. Her sayfada “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusu zihninde yankılanıyor.
Kötü anlamda eleştirebileceğim tek bir nokta bile bulamadım. Ne tempo düştü, ne karakterler yüzeysel kaldı, ne de kurgu zorlama hissettirdi. Her şey yerli
TırpanNeal Shusterman · Juno Kitap · 2024986 okunma
Çok uzun bir inceleme yazmayacağım, kitap genel manada güzel. Hatta baya güzel ama... Ah o amalar.
Karakterlerin uyumu müthiş, okurken keyif veriyor, sırıtıyorsunuz falan. Sizi rahatsız edecek hiçbir nokta yok. Romantik komedi ve slow burn seviyorsanız düşünmeden alın okuyun.
Şimdi gelelim benim neden bunu sıkıcı bulduğuma. Ben kaos okumayı seviyorum, entrika gerilim, şiddet, aksiyon falan filan. Ve bu kitapta öyle şeyler yoktu. Yahu sürekli zenginleri ve değişik saçma sapan prensiplerini o prensiplere tamamen aykırı golden kızı okumak bana sıkıcı geldi. İki karakter de kusursuzdu ama ben ucundan kusurlu karakterleri okurken daha fazla keyif aldığımı fark ettim.
Diyeceklerim bu kadardı, okuduğunuz için teşekkürler. Yukarda dediğim gibi romantik komedi, slow burn okumayı seviyorsanız alın ama ben kaos, gerilim falan severim diyorsanız okumayın sonra çok sıkılırsınız.