Ben mesela neden odanda duran, koltukta veya çalışma masasının başında oturduğunda veya uzandığında ya da uyuduğunda bol bol sana bakan o mutlu dolap değilim.
işte şimdi ben seni koltuğa oturtuyorum ve kelimelerle, gözlerle, ellerle mutluluğu, burada olman ve her şeye rağmen bana da ait olmanın verdiği mutluluğu nasıl kavrayacağımı bilemiyorum. Ve aslında sevdiğim sen değilsin hiç, daha fazlası, sevdiğim, senin sayende bana hediye edilen kendi varlığım
Küçük bir darbe benim için: Paris’ten bir telgraf geldi, aslında çok sevdiğim,Madrid’de yaşayan ve uzun yıllardır buraya gelmeyen yaşlı dayım yarın akşam geliyormuş. Bir darbe dememin nedeni zamanımı alacak olması, tüm zamana ve tüm zamanın bin kat fazlasına ve en iyisi de, var olan bütün zamanlara senin için gereksinim duyuyorum. seni düşünmek için, senin içinde nefes almak için.
Mektubunuzu almam ve size uykusuz beynimle cevap yazmak zorunda olmam ne kadar güzel. Ne yazacağımı hiç bilmiyorum, sadece dolanıyorum öyle satırlar arasında, gözlerinizin ışığı altında, ağzınızdan çıkan nefeste, tıpkı güzel, mutlu bir günde dolanır gibi.