Özellikle ilk iki öykü harikaydı. Sonrakiler için de sıradan diyebilirim. Yazarın diğer kitaplarını da araştıracağım, edebi olarak lezzetli bir dili var.
Aslında daha baskın ve ön planda bir Kirke karakteri bekliyordum ama kitaptaki haliyle daha çok sevdim. Yerdeniz serisini okumuş biri olarak zaman zaman Tehanu ile benzerlikler kurdum. Karakter sayısı evet fazla fakat bu kitabı Dostoyevski yazsaydı en az iki bin sayfa, kısa ve sevimli isimleriyle üç katı fazla ismi bilmemiz gerekirdi. Yani yüzyıllık yalnızlıktan daha fazla değil karakterler ve şimdiye kadar hiç Yunan mitolojisi ile ilgili bir şey bilmeseniz de gayet rahatlıkla okuyabilirsiniz. Güçlü kadın karakterleri hep sevmişimdir, o yüzden bu kitabı da sevmemem yazarın başarısızlığı olurdu sanırım, ki başarılı bir romandı.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,3bin okunma
Emrah Serbes harbiden harbici yazıyor. O samimiyeti, duyguyu alıyorum ondan. Yazık etti üç canın kanına girdi. İşte hayat da böyle, naparsın. Onlara Allah rahmet eylesin, seni Allah kurtarsın. O üç canın vicdan azabıyla da nasıl geçer ömür bilmem. En korktuğum şeylerden biri.
Bilmiyorum bana mı öyle geldi yoksa harbiden öyle miydi ama diğer bukowski kitaplarının bir replikasıydı sanki. Önceki kitaplar kadar çok gülmedim, o bukowski samimiyeti de eksikti sanki. En az sevdiğim kitabı oldu bukowski'nin. Kötü değildi asla, sadece bukowski gibi değildi.
Böyle "aforizmalar" kitabı gibi başlayıp harika bir öyküyle biten bir kitaptı. Emrah Serbes'in hapse girerken kullandığı "sonunda t yok" sözü de bu kitapta geçiyor. Harbici bi yazar ve Ankara'da bulunmuş olmasının bir Ankaralı okur olarak kendi adıma ayrı bir hoşuma gittiğini söyleyebilirim.