Mustafa İnan, koşuşmak kadar düşünmek de yorucu bir iştir, diye düşünüyordu. Düşünmek ve özellikle sağlıklı düşünmek konusunda çok düşünüyordu. Bu konuda verdiği bir konferansta şöyle diyordu:
"Düşünmek, ilmi araştırmalar sonunda sabit olmuştur ki, en çok enerji (kalori) sarf edilmesi icap eden fizikî bir olaydır. Bu enerjiyi bulamadığı için veya sarf etmek külfetine doğuştan istekli olmayan insan yavrusu ise, böyle bir işe karşı daima tembellik içindedir. Her fırsatta ondan kaçmak yolunu bulur. Onun için, düşünme sporu ile bu işe alıştırılması ve düşünme sanatını öğrenmesi gereklidir."
Oysa bu ülke Hindistan'a benziyordu kastlardan geçilmiyordu. İnsanların giyimi bile buna göre değişiyordu. Bu kılıklar pahalı-ucuz, zengin-fakir ayrımlarının da ötesindeydi. Bir köylü kılığı vardı, taşra kılığı vardı. Sivillerin, bir bakıma üniformalarla ayrılması, belki dünyanın hiçbir ülkesinde böyle belirgin değildi.