Ferit Paşa'nın,Toros'un ötesindeki illerimizden vazgeçtiği,Barış Konferansı'na vermiş olduğu notadan anlaşılmış; Aydın ili üzerinde Yunanlılarla sınır tespitine kalkışması,oradaki işgali oldubitti hâlinde bir ilhak olarak kabul etmiş olduğuna delil sayılmış ve memleketin başka bölgeleri için de bunlara benzer gafilce ve haince siyasetiyle memleketi ve milleti parçalayacağı kesinlikle anlaşılmıştır.
İngilizlerin gösterdiği yolda bir kurtuluş çaresi aramak da boşunadır ve sonucu bir hiçtir. Bununla birlikte,İngilizler de en sonunda kuvvetin millette olduğunu takdir ederek,hiçbir dayanağı olmayan ve millet adına hiçbir taahütte bulunamayan,bulunsa bile milletçe kabul edilemeyecek olan bir hükümetle,sonuç alınabilecek bir işe girişmenin mümkün olamayacağına inanmışlardır...
Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke,ancak tam istiklale sahip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun,istiklalden yoksun millet,medeni insanlık dünyası karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık görülemez.
Neyin ve kimin dokunulmazlığı için,kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?
O hâlde ciddi ve gerçek karar ne olabilirdi?
Efendiler,bu durum karşısında tek bir karar vardı. O da milli hâkimiyete dayanan,kayıtsız şartsız,bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!