Sokrates hayatı boyunca eser bırakmamış bir düşünürdü. O, hayatını daha çok insanları erdeme yöneltmekle geçirmiştir. Birçok öğrencisi olmuştur. Daha sonra öğrencileri tarafından diyalogları kitaplaştırılmıştır. Kitabın ana konusu, Sokrates’in düşüncelerini, fikirlerini okuyucuya aktarmaktır. Dilin yer yer anlaşılması zorlaşsa da bu, Sokrates’in düşünce dünyasından kaynaklanıyor. Sokrates, bir tezi savunurken veya kanıtlama çalışırken benzer ve tanıdık kabullere gönderme yapıyor. Zaten kabul görmüş düşünceleri onaylattıktan sonra buradan yola çıkarak savunduğu tezin de kanıtını yapıyor. Benzetmeleri kavrayabilmek, aslında tezin anlaşılmasını kolaylaştırıyor.
Çoğunlukla akıcı bir diyalog süreci içerisinde, Sokrates’in fikirleri irdelenerek açıklanıyor. Akıllarda soru kalmayana kadar devam eden bir doğurtma yöntemi içerisinde okur da, kendisini o diyaloglara katılmış, sorularının cevabını birer birer alıyormuş hissi yaşıyor.
Kitap bölümleri arasındaki bağlantı, baştan sona bir sürecin ürünü olması yönünden bağlantılı ilerliyor. Sık sık Atina kültürüne ve inanışlarına bağlı konuşmalar geçiyor. Bu kültüre ve inanışlara yabancı olmak konuyu okuyucunun zihninde biraz dağıtabiliyor. Ancak bu kavramlar kitabın son sayfalarında dipnotlar şeklinde açıklandığı için, zihin karmaşası kolayca ortadan kaldırılabiliyor.
Kitap için kullanılan tek kaynak, Platon’un, hocasından dinledikleri ve duyduklarından ibaret. Sokrates’in fikirlerinin anlaşılması, hayata bakış açısının tanınması açısından önem arz eden bir eser olarak karşımıza çıkıyor.
Kitap dört bölümden oluşuyor. EUTHYPHRON, SOKRATES’İN SAVUNMASI, KRİTON ve PHAİDON. Önce yazarın hayatı ve eserleri sırayla tanıtılıyor. Giriş kısmındaki bu tanıtımlar kitapların kısa bir özeti niteliğinde. Özetlere, okuyucu merakta