Belki de daha uzun süre birlikte olsalar, kullandıkları sözcükleri anlamaya başlarlardı Sabina'yla Franz. Sözcük dağarları yavaş yavaş, ürkek ürkek, utangaç aşıklar gibi birbirine yaklaşır, birinin müziği ötekinin müziğiyle kaynaşmaya başlardı. Ama artık çok geçti.
Aşırı uçlar, ardında yaşamın sona erdiği sınırlar demektir ve sanatta da politikada da, aşırılığa duyulan tutku, ölüme duyulan örtük bir özlemdir aslında.