“En yükseğe çıkmış ve sonra en aşağıyı görmüştüm ve biliyordum işte, bir daha o kadar da yukarıya çıkamayacaktım, zaten artık o kadar da yukarısı yoktu. Gökyüzü bile aşağıdaydı artık. Ve bunun zenginlikle ya da yoksullukla bir ilgisi yoktu. Bu başarı ve başarısızlık, güzellik ya da çirkinlik, büyük küçük her şeyle ilgiliydi. Daha zengin olmak, daha güzel olmak, daha başarılı olmak… Hiçbir şey insanı artık diğerinden ayırmıyordu, insanlık hayatın içinde öyle bir boyuta evrilmişti ki herkes, kim olursa olsun, kendi mücadelesini veriyordu. Daha fazlasının insanlığı unutturduğunu görmüştüm, daha azının ise insan olmaya yetmediğini.”
“En çok bu huyunu seviyorum. Her cümlenin sonuna ‘anlıyorsun değil mi?’ cümlesini koymanı. O kadar anlamamışlar ki seni bu yaşına kadar, diline dolanmış…"
“insanlar işlerinden çıkmış, bir an önce evlerine gitmenin ihtiyacıyla koşturuyor ve etrafında olan biten her şeyi görmezden geliyordu. Ne tuhaftı, hayatta kalmak için çalışıyor ama hayatı görmezden geliyorlardı.”