Rahipler, öldüğümüzde bütün yüklerimizi arkamızda bıraktığımızı ve sonsuza kadar gülebileceğimiz, sevebileceğimiz, yiyip içebileceğimiz tatlı bir diyara gittiğimizi söylerler ama... Ya ışıktan ve baldan oluşan bir yer yoksa? Ya ölüm dediğimiz şey soğuktan, karanlıktan ve akıl almaz bir acıdan ibaretse?
Bazen herkesin cesur rolü oynadığını ama gerçekte hiçbirimizin öyle olmadığını düşünüyorum. Belki de rol yapılarak cesur olunuyordur, bilmiyorum. Bırak sana korkak desinler, kimin umurunda?