_Bana, “Sen kral mısın yoksa yasacı mısın ki politika üstüne yazı yazıyorsun?” diye soracaklara cevabım: Hükümdar ya da yasacı olsaydım, ne demek gerektiğini söyleyip vaktimi boşuna harcamaz, ya yapacağımı yapar ya da susardım.
_Niyetim, insanları oldukları gibi, yasaları da olabilecekleri gibi ele alıp, toplum düzeninde güvenilir ve haklı bir yönetim kuralı bulunup bulunamayacağını araştırmaktır. Bu araştırmada, adalet ile fayda birbirinden ayrı düşmesin diye, hakkın onayladığını çıkarın gerektirdiğiyle uzlaştırmaya çalışacağım.
_Bir devletteki en önemli yasa, ahlak yasasıdır. Bu yasa mermere değil yüreklere kazınmalıdır. Buyruk gücünün yerine yavaş yavaş alışkanlığın gücünü koyar. Bütün öbür ilişkilerin başarısını sağlayan şeydir bu.
_Yasama gücü, devletin yüreği, uygulama gücü de beynidir; bütün öbür parçalara canlılık sağlar. Beyin felce uğrasa bile insan yine aptal şekilde yaşayabilir. Ama yürek görevini göremez olunca, canlı varlık da ölür. Devlet yasalarla değil, yasama gücüyle yaşar.
_Sağlam insanların yiyip içtiği şey hastalara nasıl iyi gelmezse, ahlakı bozulmuş bir halkı, ahlakça sağlam bir halkın yasalarıyla yönetmeye kalkışmak da iyi olmaz.
_İnsan özgür doğar, oysa her yerde zincire vurulmuştur. Falan kimse kendini başkalarının efendisi sanır ama, böyle sanması, onlardan daha da köle olmasına engel değildir.
_En Güçlünün Hakkı_ En güçlü, gücünü hak, boyun eğmeyi de ödev biçimine sokmadıkça hep egemen kalacak kadar güçlü değildir. _Madem güçlü her zaman haklıdır, öyleyse yapılacak şey, her zaman güçlü olmaya bakmaktır. kabul edelim ki, güç hak yaratmaz ve insan ancak haklı güce boyun eğmelidir.
_Bir parçası eksik bir bütün, bütün sayılmaz. Kişisel bir konuyla ilgili her türlü görev yasama yetkisi dışında kalır.
_Her ulusun bir karakteri vardır. Yahudiler