Harp meydanında olup biten her şeyi gören, değerlendiren ve takdir eden bir Başkomutan olarak da Mustafa Kemal aradan geçen 12 seneye rağmen bunları unutmamıştır. Onca zaman sonra, 1934'te Soyadı Kanunu çıktığında ona "Solok" soyadını Mustafa Kemal Atatürk bizzat verir. Başkomutanı Nazmi Solok Paşa'ya "Cephe hattının en solunda düş mana ok gibi saplanmıştın sen" demektedir.
Hüseyin Nazmi Solok Millî Mücadele'ye dair ayrıntılı okumalar yapanlar dışında geniş halk kitlelerince tanınmayan, ön planda olmayan Kurtuluş Savaşı kahramanlarındandır. Ancak Millî Mücadele'nin kritik anlarında çok önemli görevler üstlenmiş, kuvvet çarpanı olmuş bir isimdir. Çok fazla bilinmese de, Sakarya Meydan Muharebesi'nde Yunan taarruz stratejisinin aksamasında, Büyük Taarruzda ise jeo-stratejik üstünlüğü ele geçirmemizde çok büyük katkısı olmuştur.
Anltıdığına göre, ömrünün son günlerinde Mustafa Kemal Atatürk eski arkadaşıyla görüşmek istemiş ancak çevresindekiler bu isteğini Kazım Karabekir'e iletmemişlerdir. Atatürk'ün vefatından sonra bunu öğrenen Kâzım Karabekir derin üzüntü duymuş ve büyük kızının "Bilsen gider miydin baba?" sorusuna "Elbette giderdim kızım. Kemal Paşadır. Çağırmışsa gidilir." yanıtını vermiştir.
1925 yılına gelindiğinde ise genç cumhuriyeti tehdit eden çok önemli bir olay, Şeyh Sait İsyanı patlak verir. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın Diyarbakır Şubesi'nin de bu isyanda etkin şekilde yer almış olması, fırka teşkilatının artık kurucularının da kontrolünden çıktığını ortaya koyar. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 5 Haziran 1925'te kapatılır.