Eğer İsa'nın dini, bunca rezalete ve çürümüşlüğe rağmen hâlâ dimdik ayaktaysa ve dahası yayılmaya devam ediyorsa gerçekten de bu dini koruyan, kollayan ilahi bir gücün olduğuna emin oldum. Çünkü başka ih-timal yok ve kararımı buna göre verdim.' diye cevap vermiş.
Ben Thessalonike... Olimpos'tan Babil'e esen bir rüzgâr idim. Kederleyim. Kaderimi ararken kayboldum. Tahtlar devrildi. Atlar öldü. Kılıçlar gömüldü. Artık yurdum yalnızca denizlerdir. Ben Thessalonike İskender'in ve aşkın dişi kanı... Kaybolurken buldum. Buldum sanırken yine kayboldum..."
Alfonso pürdikkat, kara gözlerini Kalender'in ela göz halkalarından ayırmadan dinledi. Titrek elleri, birkaç kez aklarım karaları kovaladığı örgü sakalının ucundaki boncuğa gitti. Kalender: "İşte böyle..." diyerek hikâyesini dürüp bakışlarımı denize daldırdı.
Alfonso da aynını yapıp: "Aşk... Ne amansız bir fırtına! Eti kemikten, kanı damardan, nefesi bedenden ayıracak kadar." dedi.
Kalender, yirmi yıllık dostuyla dertleşiyormuş gibi hisseder-ken: "İnsanı da insandan..." diye ilave etti.
120