Gülcan Bülbül, Fırtına'yı inceledi.
6 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Heyecanla bir solukta okudum. Hatta öyle heyecanlı okudum ki bazı konnuşmalarda kahkahamı tutamadım.:)) Ve Kemal karakterine en az Ceyda kadar sinir oldum. Sebebini bende bilmiyorum. Uyuz, ukela ve yapışkan adamın teki. Ayy yine sinirlendim bak :)))
.
Cinayet Masası Komiseri Ceyda, başarılarıyla tüm teşkilatın gözbebeğidir. Tuttuğunu koparan, gözü pek ve tam bir işine aşık polis. Bayan iş arkadaşlarına göre paspal, bay iş arkadaşlarına göre çuval giyinse de afet görünür. Bir gece inat uğruna gittiği polis balosundan kaçarken, dikkatsiz, kaba ve bir o kadarda yakışıklı Kemal ile karşılaşır. Ama kaza yaparak. Giydiği elbiseden ve bulunduğu ıssız yol sebebiyle onu başka türlü hatunlardan sanır. Üstüne üstlük de hakaret eder. Ama işin kötü tarafı sonra ki sabah emniyette aynı kızla tanışır.
.
Aşk romanı değil. Kitabın orta yerinde bu ikisinin aşk meşk işleri falan olmuyor. Çünkü Kemal acayip uyuz bir adam Ceyda ise asabi ve dik başlı hatun kişi. Velhasıl ortak çalışmak zorundalar.
.
Bazı Amerikanvari konuşmalar rahatsız etse de pek önemsemedim açıkçası.
Çok beğendim. Polisiye macera sevenlere tavsiye ederim.

Bir elimde yumruk, diğer elimde tokat .
Katılaşıyorum kırgınlığıma inat.

Yunus Özyavuz

İnsan bu kadar güzel yazar mı...

Sana buraya bazı şeyler koyuyorum.
Yol boyunca aklında olsun.
Lazım olursa açar okursun.
Olmazsa da olsun,
bir zararı yok burada dursun.

Şuraya bir cümle koydum.
Bırak, acımızı birileri duysun.
Hem zaten şiir niye var?
Dünyanın acısını başkaları da duysun!

Acı mıhlanıp bir kalpte durmasın.
Ortada dursun.

Olur ya biri eline alır okşar,
biri alnından öper.
Az unutursun.

Buraya tabiatı koydum.
Ağaçları, suyu, ovayı, dağı.
Onlar bizim kardeşimiz,
çok canın sıkılırsa
arada onlarla konuşursun.

Buraya, küçük mutlu güneşler koydum.
Günlerimiz karanlık
ve çok soğuyor bazı akşamlar,
ısınırsın.

Buraya, bir inanç bir inat koydum.
Tut ki unuttun, tekrar bak,
o inat neyse sen osun.

Buraya yolun yokuşunu koydum.
Bildiğim için yokuşu.
Zorlanırsa nefesin, unutma,
ciğer kendini en çabuk onaran organ,
valla bak, aklında bulunsun.

Buraya umutlu günler koydum.
Şimdilik uzak gibi görünüyor,
ama kimbilir,
birazdan uzanıp dokunursun.

Buraya bir ayna koydum arada önüne geç bak;
sen şahane bir okursun.
Mesai saatlerinde çaktırmadan şiir okursun.
N’olcak ki, bırak patronlar seni kovsun!

Burada bir tutam sabır var.
Kendiminkinden kopardım bir parça,
(bende çok boldur)
lazım oldukça ya sabır ya sabır,
dokunursun.

Burada güzel çaylar var.
Bu aralar senin için çok önemli.
Bitki çayları, kış çayları, şuruplar, kompostolar.
Demlersin, maksat midene dostluk olsun.

Şuraya Youtube’dan müzikler,
Bach dinle filan, koydum.
Ama müzik konusunda sen benden daha iyisin,
koklayıp buluyorsun.

Buraya bir silkintiotu koydum.
Kırk dert bir arada canına yandığım,
kırkına birden deva olsun…

Birhan Keskin - Kargo

Ve Eser Gökay yorumuyla...

https://m.youtube.com/watch?v=glpsv1bKKqY

Ahmet Leman, bir alıntı ekledi.
11 saat önce · Kitabı okuyor

Adını “bir gün fazla yaşamak” koyduk.
Ey merak, ey zafer haykırışı, oğlum!
Ellerin ve doğurtucu erkin başdöndüren macerası!
Ey toprağın ve rahmin tükenmez hünerleri!
Güz ki ancak hainin yüreğini soğutur
bir korkağı mahzun kılar kırlangıç sürüleri
sabırla, kin tutarak
gülen günlere ulaşan sesleri bulduk
adına “yaşamak” diyoruz
“düşmana inat bir gün fazla yaşamak! ”

Erbain, İsmet Özel (Sayfa 124)Erbain, İsmet Özel (Sayfa 124)

Bu şehrin bütün sokakları dar yapılmıştı, biz yan yana yürümeyelim diye, ama biz yürürdük yan yana yana yana yürürdük, dar sokaklara inat...

Yılmaz Odabaşı

Sana gelince, masal bitti, ben gerçek dünyaya geri döndüm ve vazgeçtim çocukluk masallarına inanmaktan.. Ama sen bana inat hep masallarda kal olur mu? Sen hep en güzel masalların en güzel kahramanı olarak kal.. Yıllar yılı hiç bitme, dolaş dillerden dillere.. Kim bilir belki bir gün gelir bir yerde, bir kalemden kendi masalını okur, ya da bir dilden senin masalının anlatıldığını duyar, gülümsersin sessizce..

"Bağışla ama hayatına da alma" felsefesindeyim..
Bu felsefe egonun müthiş dengesini gösteriyor bana göre.. Affetmek çok büyük bir erdem olarak sayılıyor.. Çoğu kez bazen insanların kendini görmeleri, hatalarını anlamaları için peş peşe verilen şanslara bir dur denir ve kolayca affedilmez.. Oysa ki sürekli affedilen insanda bir inat oluşur ve "haklıydım" düşüncesi belirir.. Bu zamanlarda yapacağınız en iyi şey "Bağışla ama hayatına da alma" felsefesidir..
Bağışlayınca kalpteki kin, öfke dağılır ve umursamazsınız.. Bu da karşı tarafı psikolojikmen ezer.. Tekrar sizin hayatınıza giremeyeceğini de anlayınca işte o zaman hatasını anlar.. Burada hem içinizdeki zehri akıtmış olursunuz hem de koca bir yükten kurtulmuş olursunuz..

Yin..., bir alıntı ekledi.
19 saat önce · Kitabı okuyor

"Benim üç düşmanım vardır: Bunlardan ilk ikisi, mesafe ve zamandır. Fakat inat ederek bunları yenebiliyorum. Üçüncüsü ise en korkuncudur: Ölümlü olmam! Beni hedefime ulaşmaktan ancak o alıkoyabilir."

Monte Cristo Kontu, Alexandre DumasMonte Cristo Kontu, Alexandre Dumas