Ve o, yaşlı gözlerle sizden bir dans rica edecektir; bizzat kendim
bir şarkı söylemek isterim onun dansı için:
Bir dans ve alay şarkısı söylemek isterim Ağırlığın Ruhuna, benim en yüce ve kudretli iblisime, ki siz ona 'Dünyanın Efendisi'
dersiniz."
Ve işte Zerdüşt'ün, Cupido ile kız birlikte dans ettiklerinde söylediği şarkı şu:
Ey hayat, geçenlerde, gözlerinin içine baktım! Dipsiz bir derinliğe daldım gibi geldi bana.172
-
Ama sen altın bir oltayla çekip çıkardın beni; anlaşılmaz derinlik olarak adlandırdığım için seni, alay ederek güldün bana.
"Böyle olur balıkların konuşması," diyordun, " onlar esasını anlamadıkları anlaşılmazdır:
erdemi olmayan:
için
Ama ben değişkenim sadece ve vahşi ve her şeyimle bir dişiyim,
Siz erkekler için ben 'derin', 'sadık', 'ebedi' yahut 'esrarlı' olarak adlandırılsam da.
Hal böyleyken siz erkekler bize daima kendi erdemlerinizi hedi- ye edersiniz-ah, siz erdemliler!"
172 Zerdüşt'ün şeytana, Ağırlığın Ruhuna inat söylediği şarkı şöyle başlar: "Ey hayat, geçenlerde, gözlerinin içine baktım!" Evet, hayatın gözlerinin içine bakar ve orada idraki gayrikabil metafizik derinlikler görür Zerdüşt; çünkü hayat güvenilmezdir, mütemadiyen değişir, vahşidir, vefasız ve sadakatsiz bir kadın gibidir. Hayat, Zerdüşt'e karşı sadakatsiz bir kadın gibi davranmakla, diğer kıskanç sevgiliyi yani on- daki vahşi bilgeliği uyandırmış olur. Ve "vahşi bilgelik" şöyle der Zerdüşt'e: "Sen istiyorsun, arzu duyuyorsun, seviyorsun, bu yüzden övüyorsun hayatı!" Hakikat şu ki Zerdüşt'ün gerçek sevgilisi hayattır ve hayattan nefret etse de hayata kızsa da içerlese de bu duyuş ve ihtiras, hayat tutkusu, onun âşıkla ilişkisinin ne kadar kişisel, ne kadar subjektif olduğunun ispatıdır. Çünkü insan, aldırış etmeyenden, ilgisizden nefret etmez; nefret çoğu zaman karşılık