Çünkü her ikimiz de sessiz akan derin nehirlere benziyorduk. Berrak ve sığ gibi görünen, derin olduğu ancak acı denemelerden sonra öğrenilen, girdapları ölümcül, sessizce akan iki nehirdik.
Vapurdan sonra eve yürüyerek giderdik. Yol boyu bana bir sevda masalı anlatır gibi devrimi anlatırdı. Kafasında kurgulamaya çalıştığı devrim ille de bir yerinden Atatürk'e dokunurdu.