cihat ince

Bilinmeyen Bir Pazar Sabahı
Bir fısıltı dolanıyor zihnimin en saklı köşelerinde, tabelaların hepsi kaldırılmışken, dakikada onlarca hayal gücü hızıyla bakıyorum resimlere. Zamanı bükebileceğim bir döngüde, aslolan saat midir? Yada görmek istediklerimiz için kaç derecelik bir gözlük gerekir. Şehrin yağmura ihtiyacı var sen çocukluğuna döndüğünde, kırılan pencere camları süzülürken balkondan aşağı, tutulan nefeslerin kefareti için kaç oyuncak satmam gerekir. Yada -mişli geçmiş zaman içinde işlenen bir cinayetin faali neden şimdiki zamanda "af dilemek için " çaba gösterir. Nefesiniz haram sayılacaktır bayım. Yastıklar tarafından sobelenmeye alışılmış bir pazar sabahı, şahit oluyorum yıllanmış akıl oyunlarıma. Kafein gerekliyken altı litrelik kanıma, zifir dolusu duman sarmışken odanın dört bir yanını, güneş pencereden girmek için mücadele verirken bulutlarla ve bütün sessizliğim ile fısıldarken tavana, duyabilirsen bu sabah "Günaydınım" sana. Cihat İNCE
Alıntı
Reklam
Müsade Var Mı?
Paçası dar, beli bol, dizleri yırtık düşüncelere dalıyorum bazen. Baş aşağı çevrilse dünya diye düşünüyorum, çalkalansa beyinler bir ayran sürahisinde, günahlarla dolu meyve tabağı cehennem misali alev alsa, tokuşturulsa gündüzler bir rakı kadehinde, tuza basılsa karşılıklı sevenler, ayın on dördünde olsa mesela bütün doğumlar, baş aşağı dönmeli şimdi dünya. Gerici bakışlarınızın fiyatı ne kadar? Adı üzerinde yıllanmış zihniyetler gömülmeli yeniden toprağa, faydası bile olmaz gübreden sonra ne bir ağaca ne de yabani bir ota. Düşüncesizliklerinizin bedeli için önce karantinaya alınmanızı, değişim olmazsa otuz gün içinde uyutulmanız için bir yasa teklifim var. Kitap, sanat, eğitim, bilim, küfür gibi hissettiriyorsa o takkenin altında, normaldir diye düşünüyorum bilinçsizce çoğalmalarınız. Müfredata "Herkes Ürememeli" diye bir konu eklense "-memeli" kısmının daha çok ilgi çekeceğinden o kadar eminim ki. Sözün sonuna gelirken çarşaflarınızın siyahı örtmüyor takkenizin altında saklamaya çalıştığınız o gerici zihninizi bayım. Bu arada size bayım demiş olabilirim. Ama siz lütfen üzerinize alınmayın. Saygılarımla. Cihat İNCE
Alıntı
Üzerine Alın Diye Yazdım
Zamanaşırı düşerse bir iç ses, nefretin hüzne olan bağlılığı kadar, sevincin mutluluğa yaptığı yatırımda incelenmelidir oysa, tıpkı kanatları özgürlük için sembolize eden bir ressamın, bilekteki zincirleri pembeye boyaması gibi mesela. İçin kaçıncı cehennem? Ya da; İçince bu dünya kaçıncı cehennem? Toz düşüyor saçlarına büyük şehir sokaklarında. Pencerelerin, bütün şehri kabul ederken evine, güneşin ruhunda yeri yok. Küllükte son bulan izmaritlerin kefaretini doğarken ödemiş olman, oksijene ihanet gibi görülse bile, keşfedemediğin duygular bu sorumluluğu bilinçsizce sana aldırıyor. Zihnin çoğunlukla sabaha çeyrek varken güce dair duyguların, yıllar evvel taşınmak için bantla kapatılmış bir kutu içinde ve zihninin terk edilmiş en ücra köşesinde.Odalardaki duvarlar şahit oluyor gençliğine, aynalar bile nazara inanıyor kırılmamak için sen her önlerinden geçtiğinde. Borcun var! Bu dünyada en çok bana yaşamak için borcun var.Borcun var! İhanetin, samimiyetsizliğin, sevgisizliğin ve bilmediğin tüm duyguların hesabını sormak için yaşama borcun var.Borcun var! Kendi içindeki o küçük çocuğa mutluluğu yaşatmak için kendine borcun var. Biraz üflesen yüzüme, kışla savaşa girebilir ilk bahar, güneş gerekirse batıdan doğup, doğudan yeniden batar, akrep yelkovanın ensesinden tuttuğu gibi saniyeleri sonsuzluğa uğurlar. Biraz üfle lütfen yüzüme! İnancın sınır ötesinde gezen bir beden için yaşamın sorgulanması gerektiğini, çocukken öğrenmek zorunda kalanlara sorun. Eve giden tabelalar kaldırıldığı için kapısını çaldığım evlerdeki tanımadığım insanların bir süre hayatımda olması adına hepsine selam olsun. Önümde tek başına aşılması güç koca bir dağ var. Cesaretin cesaretim olur. Hatta yamaç sonunda geldiğimizde istersen bu hayat ............ Cihat İnce
Edebiyat
Pardon Kaç Oldum?
Biraz büyüdüm bugünlerde, bir ses için bir söz, bir söz için bin yaş takas edebilirim sanırım. Kafamın içinde tilkiler dolaşırken, düşünüyorumda spreylerle boyanan duvarların arkasında, gün ışığından muaf olsa dahi açabilen çiçeklerin güzelliği, dükkanlarda kombinlenerek satılanlardan bin kat daha güzel ve buna yemin bile edebilirim. Ağacın gölgesiyle attığı hava ne yazık ki Güneş batana kadar. Mum ışığına yaklaşan bir parmağın gölgesi ise karanlıkta tüm odayı kaplar. Mesele gölge yaratabilmek ise herkesin mutlaka bir yeteneği var. Güneş gölgeyi, gölge ise geceyi kovalar. Kişi bilinmediğini sanırdı kendinden bilirken işi. Kurulan cümleler bile uzay boşluğunda asılı kalırken unutmaktan söz etmek büyük cesaret, yaşamadan görmek özneye hakaret. Varlığın, somut hali gözle görülürken, soyut hali konuşurken, kendini ele verir. Bu yüzden psikolojide çoğu zaman obsesiflik içinde paranoid bozuklukta incelenir. Cihat İnce 02.03.2024
Edebiyat
anlam karmaşası
Anlam karmaşası içinde anlamsız anlamlarla anlıyorum anladıklarımı. Dünden bugüne değişen yalnızca zaman diyenler ya insanlıktan bir haberler yada ehliyet-i akla sahip değiller. Doğurganlık oranından bir ülkenin ekonomisi, kültürü, sanata bakış açısı veya kişilikleri hesaplanırken sistemin kondom kullananları ihtimaller üzerinden değerlendirmesi genellemeye tabî tutulmanın en basit örneklerinden biri değilmidir.? Soruyorum size? Bir kez geldiğin bu hayatta, inandığın doğruların başkasına göre farklı görünmesi seni ne kadar yanlış biri yapar? Yani sizin zerre inanmadığım doğrularınız beni ne kadar etkiliyorsa, yüzüme söylemeye cesaret edemediklerinizde sizi o kadar etkilemeli. Ve unutmadan kabuğunuzun içi çürümüş fikirlerle kaplı iken, ayakkabılarınızın beyazlığı yalnızca basacağınız bir boka bakar. Şahsım üzerinden derim ki : Kullanmaya çalışırsanız mutlaka keşfedeceğiniz bir aklınız var. O da tahminimce ceviz kabuğu kadar. Saygındaysam, saygılarımla. Değilsem çokta kasma. Cihat İnce
Edebiyat
Reklam