(spoiler içerir)
Antik Yunan tragedya yazarlarından Sophocles'e ait bir trajedi olan Elektra'da Pelops oğulları efsanesinin devamı anlatılır. Lirik ve diyalogların birlikte ahenkle yer aldığı eserde babasının annesi tarafından öldürülmesini içerleyen Elektra'nın hüznünü ve yıllar önce kurtardığı kardeşinin sürpriz bir şekilde yanına tekrardan dönmesiyle olayların değişmeye başladığını görürüz.
Sophocles eserinde bütün ağırlığı Elektra'ya verir. Olaylar Pelops oğullarının faciasından alınan bir kişi etrafında döner. Sophocles eserlerinde insan ve kader mücadelesine yer verir ama bu eserde asıl önem verdiği ise karakteridir. Onun ruhunda olup bitenleri, ıstırabıyla, sevgi ve görev hisleriyle, nefret ve kiniyle, ümit ve sevinçleriyle tasvir eder.
Bu trajedide conflict olarak "insanoğlu vs kader" ve "insanoğlu vs insanoğlu" arasında gidip geldim ama trajedideki intikam alma isteği ile insanoğlu vs insanoğlu kısmına daha yakınım. Üç birlik kuralından dolayı ise trajedinin bir gün içinde ve tek bir yerde (Argolis ovasında Mykenai kalesi üstünde Pelops oğulları sarayı) geçtiğini görürüz. Karakterler ise Elektra, Orestes, Koro (Mykenai kadınları), Mürebbi, Khrysothemis, Klytaimnestra ve Aigisthos'tur.
Hamartia (Tragic Flaw/Error of Judgement) yani yanlış karar olarak anne Klytaimnestra'nın kocasını öldürmesi ve bunu yaptıkları aşığıyla yaşamaya başlaması olabilir. Nihayetinde de bu kendi sonunu getirdi ve Nemesis'te ise kader galip çıktı her zaman olduğu gibi. Peripetia olarak Orestes'in öldü sanılıp ölmemiş olması ve ablası Elektra'nın "yaşıyor mu o" sorusuna "ben yaşadığıma göre" diyerek trajedinin dönüm noktasını ortaya çıkartır. Ve tabii ki de birbirlerini uzun yıllar sonra görmedikten sonra ilk görüşmelerinde birbirlerinin kardeş olduklarını