Inception(Başlangıç) filmi iyi gider.
Bununla birlikte bu tür işleri yapanlar, gerçeklikle bağlantılarını kaybetmeye de yatkındırlar çünkü onların evreninde hakikat, nihayetinde müşterinin dünyanın doğru olduğunu düşünmesini istediği şeydir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Yakın zamanda yapılmış iki filmden bahsedelim bir de. Her ikisi de Hollywood Filmi olan J. Cameron'unAvatar ve C. Nolan'ın İnception/Başlangıç filmlerine... Avatar, varlığın hakikati meselesinde, özellikle Uzakdoğu dini geleneklerinin ortaya koyduğu Fikir ve hikmetleri, fantastik bir dünya yaratarak aktarmaya çalışmasıyla oldukça önemli bir örnek. Önemi, bir manevi filmin, alegorinin, film dünyasında nasıl temsil edilmemesi gerektiğine çok önemli bir kanıt olması. Aynı şey, hayal meselesine bir bakış atma niyeti taşıyan Başlangıç için de geçerli. Her iki filmin yönetmeni de, alegorik, manevi ve “ruhi” olanı, maddi dünyanın içerisine katarak, maddi gerçekliği bozmadan bir manevi/hayâli oyuk açmak yerine, bizatihi Film malzemesini “Fantezileştirmeyi” tercih ediyorlar. Filmlerde gördüğümüz herhangi bir şeyin, filmin yarattığı fantezi dünyası dışında bir gerçekliğinin olabileceğine inanmayı imkânsız hâle getiren bir bozundurma hâli bu. İzleyicinin bu tür filmlerle ilişkisi, o Filmlerin manevi düzlemine açılmak yerine, manevi düzlemi fantezileştirerek kendinden “uzaklaştırmak” şeklinde oluyor. Artık, bize şahdamarımızdan yakın olan hakikatle ilişkimiz bir fantezi filminde olduğu kadar uzaklıkla kurulur.
Sayfa 159·Kitabı okudu
Sinema
Reklam
Hollywood, ABD, Ingiltere, Fransa, Almanya gibi neo-liberal Batıcı değerlerin taşıyıcısı ülkelerin silahla, ekonomık güçle yapamadıklarını "sanat" yoluyla yapmak üzere vardır. Köksüz post-modern gösteri(ş) sanatlarının bir dışavurumudur. Bir "mistik” hakikat mi anlatılacak; Avatar gibi, Inception/Başlangıç gibi filmlerle elbette bunu da onlar yapacaktır! Bize, kendi okyanusumuzdan, kendi at gözlüklerinden görüp manipüle ederek zehirledikleri bir tas suyu ikram edecek, bizler de ayran budalası gibi kana kana içeceğiz... Hollywood sistemi, Batı sisteminin 300-400 yıldır yapageldiği bir şeyin sanat açısından gösterişli bir tekrarından ibarettir. Öncelikle Batı dışı medeniyetlerin, özellikle "Allah’ın ipi" ile bağları hâlâ sağlam olanların, o iplerle ve kendi medeniyet birikimleriyle bağları unutturulacak, birer unutulmuş toprak hâline dönüşmüş olan bu medeniyetler içinde iki “zıt“ kolu aynı anda seferber edecek, sonra da unutturduğu, yok ettiği ya da hiç olmazsa kullanılamaz hâle getirdiği şeylerin yerine, “alın size kendiniz!" diyerek soysuz bir kopyayı yürürlüğe sokacaktı. Bir yanda, bizim geleneğimizle hiç ilgisi olmayan ”tanrısız mistik" yönelimlerin propagandasına soyunacak, öte yandan da "alın işte İşid.Taliban vs” diyerek bunların anti-tezlerini aynı anda ve defalarca bizi kandırabilecek şekilde üretecek... Hz. Mevlânâ'yı, Niyazi Mısri Hazretlerini, İbn Arabi Hazretlerini, Ibn Sina’yı bile onlardan öğrenecektik artık! Hollywood, bu iki uç arasında, hem İslam medeniyetinin hem de "zaten çoktan kökleriyle bağları koparılmış"olan diğer kadim medeniyetlerin "kendi"olma bilinçlerini tuz buz ederek,bizleri,üretilmiş bu iki soysuz uç arasında döndürüp duracak.