Puan vermedi·175 syf.·
2026 16. kitabı
Bir rüyanın sadece beynin uyku esnasındaki rastgele nörolojik bir aktivitesi olduğunu düşünmek, kendimizi güvende hissetmek için uydurduğumuz zayıf bir yalandır. Novalis’in Heinrich von Ofterdingen’i, o yalanın tam ortasında patlayan, zamanı ve mekanı kendi üzerine katlayan felsefi bir bombadır. Peşine düşülen "Mavi Çiçek", doğada yetişen biyolojik bir bitki veya edebi bir metafor değildir; o, zihne ekilmiş ve kök saldıkça kurbanının gerçeklik algısını tümüyle çökerten bir fikirdir. Tıpkı zihnin en karanlık odasına yerleştirilmiş yıkıcı bir "başlangıç" (inception) anı gibi. Heinrich’in yolculuğunu düz bir zaman çizelgesinde, naif bir aydınlanmaya giden klasik bir büyüme hikayesi (Bildungsroman) olarak okumak, koca bir mimarinin sadece vitrinine bakmak anlamına gelir. Oysa Novalis, kusursuz bir zihin labirenti inşa etmiştir. Heinrich’in yolda karşılaştığı her figür —tüccarlar, yeraltının karanlık sırlarına hakim madenci, kılıcın ve doğunun bilgeliği arasında sıkışan şövalye ve şair Klingsohr— aslında onun parçalanmış psikolojisinin farklı katmanlarında yankılanan birer projeksiyondur. Madenci ona yeryüzünün damarlarını gösterirken, aslında bilinçaltının derinliklerine inmenin kurallarını ve entropiyi öğretir. Karşısına çıkan her yeni karakter, bir sonraki rüya katmanını ayakta tutan bir sütundur. Novalis bu metni "ruhun akustiği" olarak tanımlar. Ses dalgalarının karanlık ve dipsiz bir kanyonda yankılanıp asıl kaynağını unutturması gibi, bu kitapta da rüya ve uyanıklık arasındaki sınır tamamen silinmelidir. Heinrich’in rüyasında gördüğü o Mavi Çiçek ve yaprakların arasından beliren yüz, gelecekte karşılaşacağı büyük aşkı Mathilde’dir. Ancak burada şu ölümcül soruyu sormak zorundayız: Zaman gerçekten geçmişten geleceğe mi akar? Yoksa Heinrich, o rüyayı gördüğü andan
Heinrich Von OfterdingenNovalis · Doğu Batı Yayınları · 201449 okunma
Konstantiniye Sokaklarında "Inception"
9/10
·238 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 20:22
Kitaba başladığımda ilk 50 sayfada kendimi yoğun bir sisin içinde buldum. Yazarın ne yaptığını, bizi nereye götürdüğünü anlamaya çalışırken aklımdan geçen tek cümle şuydu: "Bu adamın kafası benden daha karışık." ​Ancak o sis dağılıp, Konstantiniye'nin o masalsı sokakları, lağımları ve tekkeleri belirginleşmeye başladığında anladım ki; İhsan Oktay Anar, edebiyatımızın Christopher Nolan'ıdır. Tıpkı bir Inception (Başlangıç) filmi izler gibi, rüya içinde rüya, kurgu içinde gerçek ararken buluyorsunuz kendinizi. ​Yazar, Descartes'ın (kitaptaki adıyla Rendekar'ın) meşhur "Düşünüyorum öyleyse varım" sözünü alıp, "Düşlüyorum öyleyse varsınız" noktasına o kadar ustaca taşıyor ki, kitabı bitirdiğinizde elinizdeki gerçeklikten şüphe ediyorsunuz. ​Bölümlerin kısa kısa (yaklaşık 10'ar sayfa) ayrılmış olması, kitabın o yoğun felsefi ve eski dille bezeli yapısını inanılmaz akıcı hale getirmiş. Otobüste, vapurda, hayatın gürültüsü içinde bile kopmadan okunabiliyor. ​Ben Bünyamin'in yerinde olsam, babam Uzun İhsan Efendi'nin bir dahi mi yoksa zır deli mi olduğundan asla emin olamazdım. Ama yazarın bize sordurduğu asıl soru zaten bu: "Hangimiz bir başkasının rüyası değiliz ki?" ​Başta çözülmesi zor bir düğüm gibi dursa da, sabredip o ipin ucunu çektiğinizde karşınıza muazzam bir kurgu ve "mutlu bir okur" çıkıyor.
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma
Reklam
8/10
·35 syf.··
2025 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 20:17
Bu, benim tüm zamanların en sevdiğim filmlerinden biri olan Başlangıç filminin bir tür ön hikayesi olarak yaratılmış bir çizgi roman. Olduğu haliyle yeterince keyif aldım. Filmin başlangıcına daha fazla bağlam kuruyor ve sağlıyor. Çizimler fena değil, ancak diyaloglar biraz sönük. Filmi beğendiyseniz, bence göz atmaya değer.
Edebiyat
Inception: The Cobol JobJordan Goldberg · 04 okunma
10/10
·560 syf.··
2024 53. kitabı
“Gerçek nedir Pia? Gördüklerin mi, duydukların mı yoksa hissettiklerin mi? Eğer elimizde olan tek şey, her tarafı kapalı, karanlık bir odada yaşamak zorunda olan bir beyinse, bu durumda dışarıdan odaya girebilen her sinyal, senin tek gerçeğin olacaktır.” . Kitabı en iyi tanımlayacak, çıkış kaynağı olacak bir alıntı paylaşmak istedim. Gördüğümüz tüm bilimkurgu yapımlarda da vurgulanan bu ve çağımızın nereye gittiğini bizzat tarif ediyor.Yazılım çağı, genetik çalışmalar ve yapay zeka..Artık sadece bunları konuşuyor olacağız. Ve her satırında ne okuyorum ben böyle dedirten çılgınlığa ulaştı son kitap️İlk iki kitaptaki polisiye ve aksiyon yerini tamamen bilim çağına; son teknoloji robotlar, longevity, kapsüller, beyin kontrolü, ‘homo neon’ a bıraktı.. Bilimkurgu filminin içinde gibi , yine soluğumu tutarak okudum. Spoiler Pia’nın getirildiği sanatoryumda Dura ile karşılaşması ve annesine dair yanıltmacalar, gerçekler; o gerçeklerin içinde sürekli yumurtayan başka gerçekler ve sonunda Pia’nın neden özel olduğunu anladığınız, aslında gerçeklik olarak inandığını simülasyon olarak yaşaması,bitmeyen bir ‘inception’ etkisiydi.Dura,Neon’da olan patlamayı, annesiyle ilgili geçmişi, origon arayışını , eUtopya’yı (More’un Ütopyasını anlatması müthiş) ve büyük planı için devreye soktuğu çoklu yazılımları açıklama kısmına geldiğinde ,Dan Brown’ın Başlangıç kitabına benzer bir sonla karşılaştım.Bilim ve teknolojinin geleceği yer gerçekten korkutucu..Sonunda insan beynine asla ulaşamaz dediğimiz o robotlar bize müthiş bir gülümsemeyle imayla bakıyorlar, hem de bizim gülümsememizle.. En güzel son ise Meryam’ın sonuydu. Mucize hayatta hep var, en umutsuz anda ortaya çıkar ! Daha çok anlatmak isterim ama inanın ki kifayetsiz kalır cümleler.. Hem bir tarih yolculuğu hem biyolojik
Dura MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20217,7bin okunma
Her sey hayal aleminde kurulan bir dünya mıydı acaba...
Puan vermedi·239 syf.··
2024 12. kitabı
Kitabı okumadan önce araştırma yapmış ve akıcılık ve kurgu konusunda olumsuz in yargilarla başlamıştım. Kitabın ilk cümlesi oldukça uzun eski kelimelerin bol olduğu anlaşılması zor olunca acaba haklı bir ön yargıya mi sahibim demiştim içimden ama kitap daha ilk bir kaç sayfa sonra alıyor okuru içine. Belki de tarih sevmemin de etkisiyle yazarın tasvirlerini çok beğendim. Kitapta bir çok fantastik mi desem marjinal mi desem kendi içinde ilgi çekici mi desem karakter var ve hepsi de kendini okutuyor . Kitabın içeriğine girmeyecem çünkü bir çok karakter bir çok farklı olayla birbirine öylesine güzel kurguyla bağlanıyor ki büyülenmemek elde değil. Kitabı tek soru cümlesi ile özetlemek gerekirse; Acaba okuduğumuz 238 sayfanın tamamı Uzun İhsan Efendinin zihninde kurduğu bir düş müydü? Kendince yarattığı bir dünya olduğunu son sayfalarda kendisi de atıfta bulunuyor. Bu soru cümlesini Başlangıç(inception) filminde de kurmuştum. Acaba her şey bir rüyadan ibaret miydi diye...
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 201567,7bin okunma
10/10
·126 syf.··
2024 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2024 00:00
Inception " başlangıç " filmini izliyormuş hissi verdi . Mattu'nun herkese birseyler yaşatması biraz kafa karıştırsada uyguladığı tarifeyi sevdim . Ve kardeşim bana müthiş bir fikir verdin kitap yazma konusunda haberin olsun . #bulutyiğittepe
1K
Zarı Kalbinde OlmayanlarBulut Yiğittepe · Perseus Yayınevi · 202334 okunma
Reklam
Reklam