İkisi de bahsin hülya verici tadı içinde, müşterek düşüncelerini, müşterek hasretlerini hatırladılar.
Nadir, bu konuşmayı derin bir sevinçle dinliyor, birbirlerine benzeyenlerin, hakiki eşlerin güzel bir âhenk yarattıklarına dikkat ediyordu. Bu mükâlemeye, âdeta fikirlerin musikisidir denebilirdi. Maamafih, Nadir'in dikkatli sükûtu, Mebrure'yi birdenbire uyandırdı.
Bu, Mebrure'yi hayrete düşürmedi. O, sokaklarda böyle ne kadınlara rastlamış, onların küçük birer mürekkep hokkası gibi siyah göz çukurlarına, sara'sı tutmuş insanlar gibi bembeyaz yüzlerine, dudaklarının çekik ve iğrendirici kırmızılığına tiksinerek bakmış, bütün bu zavallılıkları yol ortalarında durdurarak, yüzlerine karşı:
- Yazık, güzelleşmek istiyorsunuz, halbuki iğrenç kılıklara giriyorsunuz, yüzünüze bakmak bile insana nefret veriyor!
Diye bağırmak ihtiyacını duymuştu!
Küçük toplumların iniş ve çıkışları da küçüktür. Ama büyük toplumların çıkışları nasıl aklı aşan bir hız ve kalitede ise düşüşleri de çok defa sanıladan çok daha korkunç olmaktadır.