"İçinizden bir adam düşünün, ıssız bir çölde binek hayvanının sırtında yolculuk ediyor. Bir ara hayvanını elinden kaçırır. Yiyecek ve içeceği de hayvanın sırtındadır. Derken onu bulmaktan umudunu keser. Bu umutsuzluk içinde bir ağacın yanına gelir ve gölgesinde yatar. Adam bu durumdayken bir de bakar ki binek hayvanı karşısına dikilivermiştir. Derhal yularından tutar ve aşırı bir sevinç içinde ne söyleyeceğini şaşırarak 'Allah'ım! Sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim!' deyiverir. İşte Allah Teälä, kulunun tevbesi karşısında bu adamınkinden daha büyük bir sevinç duyar."
Ebu Hüreyre (r.a) şöyle rivayet ediyor:
Peygamberimizin (s.a.v) şöyle dediğini duydum: "Vallahi ben günde yetmiş kereden çok Allah'a tevbe eder, O'ndan günahlarımın bağışlanmasını dilerim."
"Günahların tümünden tevbe etmek gerekir. Eğer adam bazı günahlarına karşı tevbe ederse, gerçek ehline göre o günahlarla ilgili olarak tevbesi sahih olur ve diğer günahlar üzerinde kalır."
(...) yapılan tevbenin kabul edilmesi için üç şart vardır:
1. Günahtan iyice sıyrılmak,
2. O günahı işlemekten pişman olmak,
3. O günahı bir daha işlememeye kesin karar vermek.