Mürşide

Okumak bazen zaten canlı olan hayal gücünü daha da canlandırıyor, fakat böyle de olsa günü güzel bitirmeye yarıyor. Önemli olan alışkanlık, törensi hava elbette. Birlikte olmak.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Sessiz okuma bir anlamda bir fetihtir; biz sessiz ve yalnız okuyanlar yalnız kalmayı ya da daha güzel ifade edecek olursam daha az kavgacı bir yalnızlığı, acıdan arındırılmış bir yalnızlığı yeniden fethederiz; gürültülü sessiz yalnızlık içinde okurken kendimizi kalabalık, çoğalmış, başkalarının eşliğinde hissederiz.
Beni tek başıma sessizce okurken görmek senin için katlanılmaz bir hal aldı, kitabı elimden alıyor ve sayfayı yırtıyordun. Senin için sessizlik içinde okumak bencilce bir hareketti, hasislikti, renksizdi. Şimdi beni sessiz okuma denen kaba davranışı sergilerken yakaladığında yüksek sesle okumamı istiyorsun, ben de hep kabul ediyorum, böylece Jenny Offill’in bazı cümlelerini, Idea Vilariño’nun birkaç dizesini, hatta Büyülü Dağ’dan iki üç paragrafı artık biliyorsun.
Okuma ve tekrar okuma arasında birkaç saniye içinde kitap değişir, biz değişiriz, farklı bölümlerde dururuz, kesintilerden ve devam etmekten oluşan bir oyun oynarız, bu her seferinde yeni bir oyundur.
Sızlanmanı, hatta ağlamanı bekliyordum ama benimle sanki sen babaymışsın, ben de sahneye çıkmaktan korkan küçük çocukmuşum gibi konuşuyorsun.