Mürşide

Bir fikri, bir iddiayı savunmak için bir roman yazmaya karar vermiş bir yazar düşünün. Bu metin yazılırken mesele üzerine onca zaman düşünmeye, karakterleri içine sokup çıkaracağı onca bağlamla oluşturduğu deney ortamına rağmen, romanı nihayet tamamlayıp teslim ettiğinde yazarın başlangıçtaki fikri zerrece esnememiş, dönüşüp gelişmemişse (buna tam tersi uca geçmek dahildir), böyle bir yapıtın didaktik olduğunu düşünürüm.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İyi kurmaca, öğretmeyi hedeflemez ama buna rağmen kurmacalardan öğreniriz. Bize bir şey öğretmeyi hedefleyen kurmacalar,-hele bu "kötü niyeti" gizlemeyi başaramadılarsa- dünyanın en sıkıcı şeyleri listesinde zirveye yarışırlar ve bunun yüzlerce örneğine kendi okurluk/izleyicilik serüvenimizde rastlamışızdır. Kurmaca üretenler haklı olarak "didaktik" yaftası yemekten çekinirler. Bir zamanlar kurmacaların didaktik olması özel olarak bir sorun yaratmıyordu, her bir sanat yapıtı bir "ahlak kürsüsü" olarak kabul edilip o kürsüyü hakkıyla doldurabildiğinde övgüyle karşılanıyordu. Ama zaman içinde buna ilişkin tutum değişmeye başladı. Bu mesele üzerine düşünmek "sanat için sanat" tartışmaları eşliğinde yapıldığından, en az meselenin kendisi kadar sıkıcı gelebilir. Peki bu konuyu tartışmanın başka bir yolu var mı?
Böyle günlerde bazen Lola daha fazla zamana ihtiyaç duyardı, bulaşıkları bitirse de kendini günün geri kala- nıyla yüzleşmeye hazır hissetmezdi, böylece bir süre bo- yunca kahve kaşıklarının madenî ve plastik kısımları ara- sında biriken kiri, şekerliğin kapağına yapışan şeker to- paklarını, çaydanlığın tabanındaki pası, musluğun çevre- sinde oluşan kireci ovalardı.
Elli yedi yıldır bu adamla evliyim", "Artık yaşamım bu".
Her şeyi sınıflandır. Gözden çıkardığın şeyleri bağışla. Önemli şeyleri kutula. Ölüme odaklan. Araya girerse onu görmezden gel.