Etrafınıza şöyle bir göz gezdiriniz! Gerçek hayat denilen şeyin ne olduğunu, nerede olduğunu bilmiyoruz bile! Kitaplarımızı, hayallerimizi elimizden alsalar, öylece ortada kalakalacağız.
Yaşadığımı anlamak için kendi kendime serüvenler uydurur, yaşama oyunu oynardım. Kaç kez, hiç yüzünden, bile bile gücenmeyi denemişimdir, gücenecek bir şeyim olmadığını, kendimi kandırdığımı bildiğim halde işi o kerteye getirirdim ki, sonunda gerçekten gücenirdim.
Zavallı insan, dertlerin sana az mı geliyor ki yeni yeni dertler uyduruyorsun kendine. Halin pek mi iyi ki kendi kendini kötülemeyi özeniyorsun. Niçin yeni çirkinlikler yaratmak için çaba harcıyorsun? Etrafında zaten o kadar çirkinlikler var ki! O kadar rahat mısın ki rahatın sana batıyor?
Madem zamansız bir ölüm, ruhumun yarısı olan seni aldı götürdü, yeryüzünde varlığımın diğer yarısından en kutsal parçasından ayrı yaşamanın ne anlamı var ? O gün ben de seninle öldüm.