Bizim eskiler adalet ve adil kavramlarını başı kaba saydıkları Türklerin diline sığmayacak kadar yüksek saymış ve bunları Kur'an'ın diliyle söylemeyi, adaleti Tanrı katına yükseltmeyi daha doğru bulmuşlar. Bunu yapan aydınlarımız adalet düşmanlarının bundan faydalanacaklarını düşünmemişler. Ne bilsinler ki, günün birinde adalet'in kılıcı keskindir denince, halk bunu Padişahın kılıcı keskindir diye anlayacak; doğruluktan, doğru adam olmaktan çıkan padişaha adil denmesini kimse yadırgamayacak? Eski Yunan aydını burada faka basmamış; adaleti, yani devletin en büyük ilkesini, devletin hizmet ettiği, daha doğrusu hizmet edeceği halkın diliyle söylemiş.
Evrenin en derin yasaları, matematikle anlatılabiliyor. Ama matematik soyut bir insan icadıdır.
Yani: Gerçeklik, insan zihninin inşa ettiği bir dile uyuyorsa... acaba zihin evrenden mi, evren zihinden mi doğdu?