Puan vermedi·300 syf.·
2026 12. kitabı
Türkiye'de en yayın kullanılan Türk İnkılap Tarihi kitabına dair görüşlerimi kısaca paylaşmak isterim: Islahat hareketlerinden Cumhuriyet Dönemi inkılaplarına kadar her gelişme öz bir şekilde sunulmuş. Ortaokul İnkılap Tarihi'nden YKS, KPSS sınavlarına kadar geniş ve yeterli bir kapsamda anlatımı var. Bu kitabın bu tarz sınavlarda ilgili soruları test çözme hazırlığına gerek kalmadan yorum yapmayı kişiye kazandırabileğini düşünüyorum. Kendi tarihimize kendi bakış açımızdan bir eser olduğu için mutlaka Batılı kaynaklar ile karşılaştırılarak okunmalı. İnkılaplar bölümüne gelindiğinde tartışmaya açık birçok konu olduğu için eleştirel okuma yapılması tavsiye edilir. Vatan sevgisi ile dolu yazarlar tarafından yazıldığı için okurda vatandaşlık bilincini uyandırma potansiyeli yüksek (özellikle dış politika tutumlarında) Gereken zamanı ayırarak okuyan biri okul sıralarında ezberlediğimiz hatta kodladığımız konuları çok rahatlıkla zihninde oturtabilir ve dünya görüşüne de katkıda bulunur. kitap incelemeleri | kitaplar | tarih okumaları | Türk İnkılap Tarihi | vatandaşlık
Türk İnkılap TarihiSabahattin Özel · Der Yayınları · 201052 okunma
Puan vermedi·134 syf.··
2026 12. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Bu kitapla birlikte bir kez daha anladım ki, konferans konuşmalarının derlendiği eserler kesinlikle bana göre değil. Sürekli bir konudan çıkıp birden bambaşka bir yere atlayan, sonra bir diğerine geçip tekrar ilk noktaya dönen ve nihayetinde bir önceki başlıkla son bulan bu daldan dala yapı beni yoruyor. Üstelik bazı cümleleri anlamlandırmakta bile güçlük çekiyorum. Yazar, bu konferansların amacının "kitleleri gaza getirmek" olmadığını iddia etse de üsluptaki o coşkulu hava bende ister istemez bu intibayı uyandırdı. Kitapta Müslümanların, Türklerin, sağın ve solun mevcut durumuna ve kurtuluş reçetesine dair oldukça isabetli tespitler var. Gelgelelim, eserin bir konferans derlemesi olmasından ötürü, anlatılan bazı tarihi hadiseler ile filozofların söz ve düşünceleri biraz havada kalıyor, insanı sorgulamaya itiyor. Örneğin yazar şöyle diyor: “Bolşevik şairi: ‘Mujik! Senin yeni Vatikan'ın Kremlin'dir!’ diyen gülünç mısralar döküyor; Sovyet rejimi, aklınca, Tevrat, İncil, Kur'ân'a açtığı mücadelede fasılasız devam ediyordu.” Tarihsel olarak Vatikan’la hiçbir bağı bulunmayan bir Ortodoks Rus (veya eski Ortodoks coğrafyasından çıkan bir Bolşevik), neden kalkıp “Senin yeni Vatikan’ın Kremlin’dir” desin? Bunu söyleyen şair kimdir? Bu sözü Katolik Avrupa’ya mı, yoksa kendi halkına mı hitaben söylüyor? Bu gibi referansların altının doldurulmaması metnin gücünü azaltıyor. Yazarın bazı görüşlerine, bilhassa Mehmet Akif ve şiiri hakkındaki sert eleştirilerine katılmasam da tüm bunları kendi dönemi ve şartları içinde değerlendirmek gerektiğine inanıyorum. Öte yandan, Necip Fazıl’ın şu sözü, metinde gördüğüm veya görmediğim tüm noksanlıklara rağmen kendisini takdir etmemi sağlıyor: “Bugün bizim mücadele metodumuzu şeriat adına yerenlerse, o gün, bu mukaddes kelimenin (ş) harfini
Dünya Bir İnkılap BekliyorNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20251,669 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·80 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 16:42
“Ramazan gelir, insanı dönüştürür ve gitmek üzere uğurlar. Ama her dönüşünde, biraz daha olgunlaşmış, biraz daha derinleşmiş müminler bulmak ister.” Hangi mevsim derseniz rahmetin, dostluğun, iyiliğin, cömertliğin ve dahasının olduğu bir mevsim. Kitap içerik olarak; Ramazan nedir, bize ne katar, bizden neyi alır, nasıl bir insan olmamız gerekir bu soruların cevaplarını sade ama derin bir üslupla biz okurlara sunuyor. Sevgili @_birvaize akıcı bir dille sanki camide sohbet eden bir hocayı dinliyormuş gibi samimi ve içten bir anlatımı var. Geçmişle bugünü dengeleyerek Ramazan’ı nasıl yaşamamız gerektiğine dair güçlü bir yol gösteriyor. Üstelik bunu üstten bir dille değil; yargılamadan, incitmeden, hepimize dönük zarif ikazlarla yapıyor. Bu güzel eser unuttuklarımızı hatırlatan, bildiklerimize yeni anlamlar katan küçük ama etkili notlarla dolu. Ramazan orucunun sadece midede değil, ruhun derinlinlerinde nasıl bir inkılap yapması gerektiğine dair bir anlatım var. Benim en beğendiğim kısım “helalin fazlası ruhu hantallaştırır” “harama dur demek kadar, helale de dur demek” tespiti oldu. Modern dünyanın tüketim alışkanlıklarına karşı sık sık kendime hatırlatmak istediğim cümleler yer alıyor. Ramazan öncesinde okuyup unuttuklarımızı tazelemek ve manevi baharı güzel karşılamak için harika bir eser. Ramazan temalı olan bir oturuşta oturup bitirebileceğini kısa ve öz olan bu güzel eseri Betül haskalaycı temin edebilirsiniz. Mutlaka okuyun, okutun
Dünyayı Azaltmanın MevsimiFatma Bayram · Ketebe Yayınevi · 2026112 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 49. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:19
#okudumbitti YAZAR: ORKUN GALOLAR YAYIN: İNKILAP KİTABEVİ Herkese merhabalar bugün sizlere Orkun Galolar'ın kaleminden çıkan öyle bir kitapla geldim ki anlatamam o derece üzüldüm diyebilirim içimi parçaladı adeta Umut'a defalarca üzüldüm defalarca gözyaşlarım pıt dedi o yüzden haydi gelin sizi daha fazla merakta bırakmadan kitabın konusuna geçelim. Çocukluğundan beri Elif’i seven Umut, her aile buluşmasını bir umutla bekler. İçindekileri anlatmak ister ama Elif ona hiçbir zaman bu fırsatı vermez. Ne umut verir ne de tamamen uzaklaşır. Buna rağmen Umut vazgeçmez. Hayatını, hayallerini ve hatta geleceğini bile Elif’e yakın olabilmek üzerine kurar. Zaman geçer, Elif başka birine âşık olur, evlenir ve yurt dışına gider. Ama Umut’un kalbindeki yerini hiç kaybetmez. Aradan geçen on beş yıl bile sevgisini eksiltemez. Yıllar sonra Elif geri döndüğünde Umut’un içinde yeniden bir umut filizlenir. Fakat her zamanki gibi Elif yine gider. Aslında bu ilk gidişi değildir; Elif her gelişinde gitmiş, Umut ise her defasında onu yeniden kabul etmiştir. Bu hikâye karşılıksız bir aşkın, beklemenin ve vazgeçememenin hikâyesi. Çünkü Umut’un en büyük acısı Elif’i kaybetmek değil, onu yıllarca sevmesine rağmen hiçbir zaman gerçekten ona sahip olamamaktır. #ALINTILAR Ve tabii o zaman anlamamıştım. Birini kaybetmemek için kendinden vazgeçmek, kaybetmenin başka bir biçimiydi. Arkamdan konuşulanları bilmiyor değilim ama hayat da gül bahçesi sunmadı bana. İki farklı zaman dilimindeyim. Gidip geliyorum geçen yıllarla şimdi arasında.
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202674 okunma
4/10
·140 syf.··
2025 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 00:00
inkılap yayın evinden çıkmış 129 sayfalık bir roman. kitapla ilgili en canımı sıkan konu, Livaneli'nin gündemden bir şeyler yazayım telaşı ile bu romanı yazmış olduğunu düşünmeme sebebiyet verecek kadar karman çorman gitmesi. tabii ki bir noktada her konu birbirine bağlanıyor. oğullarını kaybeden balıkçı ailesi, Ege'de yaşamaları, sahile cenazesi vuran göçmen bebek, ege doğasının tahrip edilmesi, dağların siyanür ile delinerek altın aranması. ne ararsanız var, son dakika haber bülteni gibi aynı. yakıştıramadım Livaneli'ye bu kitabı. onun o içtenlikle, kurgusu güzel, dili akıcı bir sürü romanı var iken, böyle her konudan biraz alayım, azıcık da dram olsun demesi, basit gündem oluşturma gibi geldi biraz bana. ki zaten kitabın son 6 sayfasında yer alan röportajda kanıtı gibi bunun. dergide yayınlanan hikaye tadında olmuş anlayacağınız. kolay okunur bir şey ararsanız, severek okursunuz tabi ama Livaneli okuyayım diye elinize almayın, normalde bu kadar basit bir yazar değil kendisi, yanlış tanımış olmanızı istemem.
Balıkçı ve OğluZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 202436,7bin okunma
Puan vermedi
Selâm kitap ailem Bu akşam yorumum aceleye geldi biraz aslında ama İnkılap Yayınlarından çıkanbir eserden bahsedeceğim; Pedro Simón’un ödüllü romanı Nankörler, 1970'ler İspanyol taşrasında geçen, kelimelerin ötesinde bir şefkatle bağlanan küçük bir çocuk ile onun işitme engelli bakıcısı Eme’nin dokunaklı hikâyesini anlatıyor. Zaman ilerleyip çocuk büyüdükçe ve şehir hayatının telaşına kapıldıkça, arkasında bıraktığı bu saf sevgiyle ve hayatına yön veren insanlara karşı istemsizce düştüğü o "nankörlük" hissiyle yüzleşiyor. Yazar, bu naif büyüme hikâyesi üzerinden bizi büyüten, karşılıksız seven ama yaşamın koşturmacasında unuttuğumuz o fedakâr nesle derin bir saygı duruşunda bulunuyor. Hafızanın, çocukluğun ve geç kalınmış minnettarlıkların izini süren roman, okura kendi geçmişiyle yüzleştiği burkuk bir iç hesaplaşma yaşatıyor. Sizler bu güzel eseri okudunuz mu? Yazar: Pedro Simon Yayınevi:İnkılap Yayınları Türü: Roman (Dünya Edebiyatı / Çağdaş Roman) Sayfa Sayısı: 216 sayfa
NankörlerPedro Simón · İnkılâp Kitabevi · 202614 okunma