Eğer Amerika’da yaşasaydık filmlerdeki gibi, ona, seni seviyorum, baba diyebilirdim. Ama Limerick’te bunu söyleyemezsiniz. Adama gülerler. Tanrı’yı, bebekleri ve yarış kazanan atları seviyorum diyebilirsiniz, ama bunların dışında sevmek sözcüğünü kullanmak biraz ahmaklığa girer.
Yağmur da çamurda dilediğince sokağa çıkabileceksin. Sağlam ayakkabıların, sıcak giysilerin ve güzel bir evin olacak. Eh, insan hayattan daha başka ne ister?
Kafalarınızı doldurun. Tıka basa doldurun. Sizin en büyük hazineniz kafalarınızdır ve yeryüzünde hiç kimse kafalarınızın içindekilere karışamaz. Diyelim, piyangodan para çıktı ve muhteşem bir ev aldınız. İçini neyle dolduracaksınız? İşte, kafalarınız da böyle. Ne kadar güzel şeylerle doldurursanız, o kadar güzelleşir. Gerçekte, öyle muhteşem evleriniz olmayabilir. Hatta, üstünüz başınız bile olmayabilir. Ama kafalarınız hep sizin hazinenizdir.
Bazen geç saatlere kadar yatmamamıza da ses çıkarmıyor, ama okul yokken boşu boşuna uyuyarak zaman harcamak istemez ki insan. Gözünüzü açar açmaz sokağa çıkıp bol bol oynamaya bakın.