Bize barışı getireceği vaadiyle daha fazla savaş gemisine ve silaha yapılan bunca harcamanın varacağı nokta, ‘huzurlu insan, en iyi silahlanandır’ savının sergilediği saçmalıktan başka bir yer değildir.
Militarizm ruhu çok acımasız, kalpsiz ve zalimdir. Birtakım dayanaklarla haklı çıkma numarasına bile yeltenmeden, her konuda haklı olduğunu iddia eder. Tolstoy'dan aktarırsak: “Asker, bir profesyonel insan katilidir. Asker, sevdiği için, vahşinin yaptığı gibi (doğallıkla) ya da tutkuyla, katil gibi öldürmez. O, soğukkanlıdır, mekaniktir, üstlerinin itaatkâr aletidir. Komutanının emriyle nedenini ve niçinini sormaksızın, düşünmeksizin boğaz kesmeye, koşmaya koyun gibi hazırdır.
Ben inanıyorum, hatta aslında biliyorum ki, insanın düşündükleri ve yaptıkları iyi ve güzel olan ne varsa, bunların hepsi hükümetlere rağmen vardır, onlar sayesinde değil.
Yılan, şahini bir türlü anlayamamaktadır. “Niçin bu tozun toprağın içinde karanlıkta kalmıyorsun da göklerde süzülüp cennete uçmaya niyetleniyorsun?” diye sorar ona. “Seni orada bekleyen tehlikeleri, pusuya yatmış olan gerilimleri ve fırtınaları bilmiyor musun, seni avlayıp hayatına son verecek olan avcının silahını görmüyor musun?” Fakat şahin, yılanın söylediklerini iplemez. Kanatlarını çırpar ve gökyüzüne doğru yükselir, cennete doğru uçtukça zafer şarkıları söylediği duyulmaktadır. Günlerden bir gün yılan şahini yerde görür; kalbinden akan kanlarla yere serilmiştir. Yılan, “Seni sersem, seni uyarmıştım,” der hemen ona, “sana burada, karanlıkta, tozun toprağın içinde güvenlikte kalmanı söylemiştim, kimse sana zarar veremezdi burada.” Şahinse, son nefesini verirken söyler söyleyeceğini: “Ben semaya çıktım, göz kamaştırıcı tepelerin üstünden uçtum, ışığa baktım, yaşadım, hayatımı yaşadım!”
Bugün dünyada ne özgürlük var, ne de güvenlik: Zengin olsun yoksul olsun, toplumsal statüsü yüksek ya da alçak olsun, hiçbir insan, dünya üzerinde tek bir köle kalmayana dek güvende değildir.