Yenildim bu hayata, evet. Başımı öne eğen bir mağlubiyet değil bu; göğsümde açılan yaraların, ruhumu yeni baştan doğuruşunun sessizliği. Üzgünüm, çünkü gidenlerin yeri hep bir uçurum. Ama mesutum; çünkü o uçurumun kenarında yepyeni, dikiş tutmaz ama rüzgara göğüs geren bir 'ben' inşa ettim.
Hep bir tarafım eksik, hep bir yanım yarım... Bir yapbozun kayıp parçası gibi, kendimi hoyratça tamamlamaya çalışmaktan yoruldum artık. Bıraktım o kırık kenarları, sarmıyorum. Yenilgilerim benden koca bir gençliği, saf bir neşeyi ve belki de o çocuksu güveni alıp götürdü. Ağır bedeller ödedim.
Ama bana kendi enkazımdan yepyeni bir tapınak yapmayı da yine o yenilgiler öğretti.
Şimdi bu yarım yaşanmışlığımla, bitmemiş bir şiir, sokaklarında yağmur fırtınaları kopan terk edilmiş bir şehir gibiyim. Bu eksiklikle ne yapacağımı, onu nereye koyacağımı bilemiyorum. Belki de hiçbir şey yapmamalıyım. Belki de insan, en çok tamir etmeyi bıraktığı o çatlaklardan sızan ışıkla aydınlanır. Varsın yarım kalsın hikaye; çünkü en güçlü çığlıklar, hep yarım kalmış ezgilerden yükselir.