“Mutluluğa engel,bizzat mutluluk arayışıdır.Mutluluğun peşinden koşulmaz.Bir şeyin neticesi olarak ortaya çıkması gerekir.Mutluluk varoluşun kendini aşmanın bir yan etkisi olarak sadece bir yan ürün olarak mümkündür.Kişi anlam arayışını tatmin ettiğinde ya da bir başkasını sevdiğinde mutluluk kendiliğinden ortaya çıkar.Öte yandan insan,mutluluğu bir hedef olarak belirledikçe,hedefi tutturması zorlaşır.”
Belli bir yaştan sonra insana rahatlık geliyor. Olduğu gibi soru sorabiliyor insan. Sanırım o eşik elli iki filan.Benim daha yirmi iki senem var. Yirmi iki senelik çeneni tutma çilesi. Bildiğin patavatsızlık orucu.
İnsan bir süre yalnızlığı ceza gibi algılıyor; yetişkinlerin yan odada sohbet edip eğlenirken karanlık odada tek başına bırakılan bir çocuk gibi. Fakat günün birinde sen de yetişkin oluyorsun ve yalnızlığın, hakiki, bilinçli tek başınalığın bir ceza, yaralı, hastalıklı bir kendini çekme, bir münzevilik değil, tek onurlu durum olduğunu fark ediyorsun. İşte o zaman yalnızlığa katlanmak da o kadar zor olmuyor. Daha temiz havada yaşamak gibi bir şey.