Gökyüzünü daha çok beğendim...
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:29
İnsanın kendini tanıması, yürüdüğü yolda kendisine ışık olacak, pusula olacak bilgilerin; bilincinin büyümesine ve kişinin insanlığa yükselmesine vesile olacak kaynakların başında bu kitap, en önde gelen eserlerden biridir, demek istiyorum. Bu kitabın adı : " Yaratmayan insan yok etmek ister. " Erich Fromm bu kitabında; insan kendisiyle barışık, toplumla özdeşleşmiş bir birey olarak; mutlu olmanın yollarını ve aynı zamanda üretmenin faydalarını anlatımlarıyla vurgulamış ve göstermeye çalışmıştır. Mutlu olan birey; üretecek, kendini sevecek, diğer insanları sevecek ve sayacak, hayatı daha anlamlı ve efektif şekilde bir amacın içinde yaşayacaktır. Fromm; sosyolog, psikanalist ve filozof olması nedeniyle, insan ve toplum ilişkilerini irdelemiş, yanlış yönlerini eleştirmiş ve olması gereken düşünce ve davranışların ( sevgi, saygı, inanç, eylem, yönetim şekilleri, vs.) doğrularını göstermeye çalışmıştır. Formm, anlatımlarıyla insan bilincini hedef almıştır. Kitabı sevdim. Okuduktan sonra gökyüzünü daha çok beğendim. Okunması eğlenceli ve düşündürücü. Tam da aradığım tarzdaydı. Teşekkürler, kolay gelsin...
Yaratmayan İnsan Yok Etmek İsterErich Fromm · Destek Yayınları · 2023679 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:40
Detaylar’ı aslında hiçbir şey bilmeden, tamamen öylesine sepetime atmıştım. Hatta kitaba başlarken hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama bazen bazı kitaplar bizi biz seçtiğimiz için değil, tam da o dönemde onlara ihtiyacımız olduğu için bulur. Detaylar benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitabın ilk sayfalarında anlatıcının kim olduğunu, karakterler arasındaki ilişkinin ne olduğunu anlamaya çalışırken buldum kendimi. Fakat sayfalar ilerledikçe bunun aslında bir olay romanı olmadığını fark ettim. Bu kitap; hayatımızdan geçen, bizi değiştiren, bazen kıran, bazen çok güzel hissettiren insanların yıllar sonra bile içimizde yaşamaya devam etmesini anlatıyordu. Bir roman, bir koku, bir şarkı, bir cümle ya da bir yüz ifadesi… Bazen yıllardır konuşmadığımız insanları bir anda zihnimize geri getirir. Hayatlar çok farklı yönlere akmış, yollar çoktan ayrılmış olsa bile bazı insanlar hafızamızdan tamamen silinmezler. Çünkü onlar sadece hayatımızdan geçmezler, üzerimizde iz bırakırlar. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: Acaba şu an hayatımda olmayan ama bir şarkı duyduğunda, bir kitap okuduğunda ya da küçücük bir detayda beni hatırlayan insanlar var mı? Johanna, Niki, Alejandro ve Birgitte üzerinden anlatılan hikâyeler aslında yalnızca bu insanları değil, anlatıcının kendisini de anlatıyordu. Çünkü bazen bir insanı hatırlamak, aslında onun yanında olduğumuz kişiyi, yani geçmişteki kendimizi hatırlamaktır. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri ise anne karakteri oldu. Hayatımızdaki en önemli insan olmasına rağmen Birgitte’nin en sona bırakılması ve diğerlerine göre daha kısa anlatılması bana çok anlamlı geldi. Belki de bazı insanlar detaylarla anlatılamayacak kadar hayatımızın içindedir. Onları dışarıdan gözlemleyemeyiz çünkü onlar zaten kim olduğumuzun bir
DetaylarIa Genberg · İthaki Yayınları · 20251,356 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tarlakuşuydu Juliet
Puan vermedi
Öncelikle kitabı henüz bitirmiş değilim. Ama bana yeni aydınlanmalar yaşatan bu kitabın öyle bir noktasına geldim ki "işte bir işaret!" dedim. :D Halbuki kitap işaretleri, mistisizmi reddedip bilimsel bir bakışaçısından aşkın tanımını kabule ikna ediyordu. Kitap bu noktaya kadar aşkı daha önce üzerine kafa yormadığım ve muhtemelen çoğu insanın da üzerine uzun uzun düşünmeyeceği bir açıdan ele alıyor ilk sayfalarda. Kitaba göre hepimizin çocukluktan gelen romantik imgeleri var. Ve bunları aileden ya da yakından gördüğümüz ilişkilerden öğrendik. Onlar gibi olmak yada tam tersi. Yıllar içinde kendi imgelerimizi ve beklentilerimizi oluşturduk. Sonra bu imgelere uygun olduğunu düşüdüğümüz biriyle karşılaştık. Alın size aşk :D Belki bir görünüştü imgelemimiz, belki de bir gülüş, bir ses, bir koku, duruş, düşünce tarzı... Öyle yaşatmışız ki içimizde; "Seni yıllardır tanıyor gibiyim." Bu cümle bize mistik bir düşünce kapısı açıyor. Halbuki bizim aşk süzgecimiz, hayalimiz buydu zaten. Görmeden yaşattık. Sonra bulduk... Oldu ya bu kişiyle romantik bir ilişki ve evlilik yoluna girdik. Bu aşamada mutlu olmak ve elbette mutsuz olmak riski yarı yarıya. Masallar da zaten risk almayıp bu noktada bitiyor. :)) Leyla ile Mecnun kavuşsaydı, gene öyle severler miydi birbirlerini, diye düşünmüşsünüzdür belki. Yıllar önce bir tiyatro izlemiştim. "Tarla Kuşuydu, Juliet" Lise yıllarımda ailecek gittiğimiz ilk tiyatro gösterimiydi bu. Kitabı okurken hep aklıma bu tiyatro geldi. Ve 3. bölüm de bu tiyatro alıntısıyla başlayınca hala romantik imgelemlerimin oluşmakta olduğu yıllara doğru bir seyahate çıktım. Ve neden bilmiyorum aşkın bu tarifi hoşuma gitti. Galiba sürekli mistik bir şeyler arıyordum aşk denince. Herkesten farklı, kimsenin hissetmediği, kutsal, çok kutsal bir şey. Evet hala çok
1000Kitap
Çiftlerde TükenmişlikAyala Malach Pines · İletişim Yayınevi · 201750 okunma
Zamanı düşünce silsilesinde durdurmak mı ???
Puan vermedi·50 syf.·
2026 21. kitabı
Merhaba , edebiyat dünyasına çok taze ve etkileyici bir adım atan yazarımızın ilk kitabını incelemeye çalışacağım. Karakterlerin eylemlerinden ziyade düşüncelerin, içsel sorgulamaların ve zamana meydan okuyan felsefi aforizmaların yönettiği bu eser, adeta roman kılığına bürünmüş bir deneme niteliğinde. Kitapta dikkat çeken ilk katman , bireyin kendi kibri ve sınırları üzerinde kurduğu o katı ajanda. İnsan dışarıdaki risklere karşı kendini güvende hissetmek için etrafına 'kontrollü parantezler' açıyor , ancak bu parantezler zamanla kendi hapishanesine dönüşüyor. Bu duygu baskın olarak yansıtılmış. Eserin en güçlü olduğu tematik alanlardan biri de şüphesiz 'zaman' kavramı . Zaman çoğu yerde bir zihinsel direniş biçimine dönüşüyor. Yazar işte tam bu direnişin ortasında ; acılarla , çelişkilerle, anlaşılmayı isteyen bir karakter yaratmış . İlk kitaptan beklenemeyecek kadar olgun ve keskin, bir dil var. Eğer bu kitabı soluk soluğa bir macera veya klasik bir olay hikayesi okumak için elinize alırsanız hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ancak her sayfada durup düşünmek, altını çizdiğiniz cümlelerin üzerine şerhler düşmek istiyorsanız mutlaka okunmaya değer, başarılı bir eser. Kendi içsel labirentlerinizde kaybolmaya hazırsanız , kesinlikle listenize eklemelisiniz . Keyifli okumalar.
İnceleme
BuluşmaOğuzhan İsmail Varol · 40 Kitap · 20253 okunma
Çocukluğumu gençliğimde istiyorum sadece
9/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:09
Merhaba kitap dostlarım Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası Umut Göksal nesnelerin sadece maddeden ibaret olmadığını, her birinin içine yaşanmamış çocuklukların, yutulmuş öfkelerin, gecikmiş itirafların ve en çok da "baba" figürünün gölgesinin doldurulduğunu çok güçlü bir dille işliyor. ​Kitabın içindeki o melankolik ve tekinsiz atmosfer, damalı zeminlerin ve ağzı sıkı sıkıya kapalı çöp poşetlerinin arasında adeta somutlaşıyor. Umut Göksal , bir babanın yokluğunun ya da varlığıyla yarattığı o devasa boşluğun, bir evlat tarafından nasıl bir biriktirme çılgınlığına ve ruhsal bir kambura dönüştüğünü psikolojik katmanlarıyla deşifre ediyor. Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası kitap boyunca kendime sormadan edemedim. Sahi, hangimiz babamızdan ya da geçmişimizden kalan o ağır poşetleri ruhumuzun gizli odalarında saklamıyoruz ki? "İnsan unutmak için doğmuştur. " Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası Toplumun, ailenin ve en çok da kendi kendimizin üzerimize yüklediği o "cüsseli" yükleri sorgulamak isteyen herkesin kitaplığına eklemesi gereken bir eser arkadaşlar Umut Göksal Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler Odası
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 202610 okunma
7/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Bəzən özümüzü itirdiyimiz o anlarda yenidən özümüzə dönməyin, "biz" olmağın yolunu axtarırıq. Hakan Özkanın "Yeniden Biz Olmak" kitabı sanki içimizdəki o düyünləri səssizcə açır. Hər səhifəsi özümlə yenidən tanış olmağım üçün atılmış bir addım kimi idi. Əgər siz də ruhunuza toxunacaq, sizi sizə xatırladacaq bir bələdçi axtarırsınızsa bu kitabı mütləq kitabxananıza əlavə edin. İnsan ancaq öz yaralarını qəbul etdikdə sağalmağa başlayır '"biz" olmaq da buradan keçir.
Yeniden Biz OlmakHakan Özkan · Olimpos Yayınları · 2023126 okunma