inanılmaz sürükleyici
10/10
·360 syf.··
2026 23. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Yanlış umut, hiç umut olmamasından daha kötüdür." "İnsanlar fiziksel olarak incindiklerinde bunu bedenlerindeki morluklardan ve yara izlerinden anlayabilirsiniz,ama duygusal olarak, zihinsel olarak incindiklerinde yaraları daha derinlere gizlenir." Merhaba kitap dostlarım. Bugün size kitaplarını okumaktan büyük bir keyif aldığım @altinkitaplar yayınlarından son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriyle geldim.@stacyvwillingham tarafından kaleme alınan roman gerilimin her sayfada artan dozu ve ters köşe sonu ile biz okuyucuları adeta kitabın içine hapsediyor. Yazarın anlatımı son derece sade sürükleyici,en ağır ve karmaşık durumlarda bile yazar akıcı bir dil kullanmayı başarmış.Bölümleri uzun tutmaması da ayrıca biz okurlar için artı değer. Roman başkarakterimiz Chloe'nin bakış açısıyla anlatılmış ve yazar Chloe'nin içinde bulunduğu durumu, içsel duygularını okuyucusuna başarıyla aktarabilmiş.Kitapta olay örgüsü çok geniş ve merak konusu ön planda.Kitabı, şu bölüm bitsin bırakayım deseniz de bırakamıyorsunuz elinizden. Konusuna gelecek olursak baş karakter Chloe Davis.Henüz küçükken(on iki yaşında)yaşadığı kasabada altı kız çocuğu kaybolur, bir süre sonra bu kayıpların arkasındaki kişinin babası olduğu ortaya çıkar ve babası hapse girer.Aradan yıllar geçer ve Chloe başarılı bir psikolog olur,geçmişinde yaşadığı travmayı unutmaya geride bırakmaya çalışır,durur. Ne var ki aynı kasabada yeniden genç kızlar kaybolmaya başlar.Chloe'nin geçmişi geri döner adeta ve o bu kâbusu çözmeye, anlamaya çalışır. Aklına takılan soru şu olur: Bildiğini sandığı geçmiş ya onu yanıltıyorsa, gerçek suçlu başkasıysa?Bakalım Chloe bir sonuca ulaşabilecek mi? Psikolojik gerilimin gizemin tükenmedi Bu eseri çok severek okudum Sizler de okuyabilirsiniz özellikle
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026204 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 72. kitabı
Bu kitabın başında sekiz yaşında bir çocuk vardı. Son sayfaya geldiğimde ise aynı ismi taşıyan ama aynı yerde durmayan biriyle vedalaştım. İlk bölümlerde gözüm en çok Ester’in üzerindeydi. Sonra fark etmeden Zahra’ya kaydı. Birlikte uçtukları, birlikte döndükleri, birbirlerini uzaktan aradıkları her sahnede ikisini ayrı düşünmek zorlaştı. Bu yüzden kitabın son kısmında olanları okumak benim için pek kolay olmadı. Ester’in hayatına giren çıkan insanlar oldu. Kimi yakınlaştı, kimi uzaklaştı. Fakat ben en çok onun Zahra’nın yanında olduğu anları sevdim. Aralarında söylenenlerden çok, söylenmeyenler vardı. Bazen aynı yöne bakmaları bile yeterli geliyordu. Zahra ortadan kaybolduğunda geride yalnızca onun yokluğu kalmadı. Ester’in baktığı yerler, beklediği anlar da değişti. O kısımları okumak benim için kolay olmadı. Zahra’nın dönmeyeceğini anladığımda Ester’in ne hissettiğini tam olarak bildiğimi söyleyemem. Ama sayfayı çevirmeden önce kısa bir süre beklediğimi hatırlıyorum.
Özgürleşen GökyüzüFonda Lee · Eksik Parça Yayınları · 20267 okunma
Reklam
9/10
·105 syf.··
2026 46. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:39
Tarih denildiğinde çoğumuzun aklına savaşlar, krallar, fetihler ve büyük olaylar geliyor, degil mi? Yani benim oyle Oysa her çağın arkasında yaşayan insanlar, kurulan sofralar, yapılan alışverişler, büyütülen çocuklar ve sürdürülen sıradan hayatlar vardır. Asur ve Babil'de Günlük Hayat bana bambaşka bi4 kapı araladı Bu kitapla.. Asurlar ve Babilliler, Mezopotamya'nın en köklü uygarlıkları arasında yer alıyor. Ancak bu kitap onların siyasi başarılarından çok, günlük yaşamlarına odaklanmış. Mesela, Bir tüccarın pazardaki telaşı, ailelerin yaşam biçimleri, eğitim anlayışları, kadınların toplumdaki yeri ve dönemin sosyal düzeni gibi bir sürü ayrıntı, binlerce yıl öncesinin dünyasını gözümde canlandırdim Tarihi genellikle romanların ve kurguların satır aralarında okumayı seven biri olarak bu kitaba biraz mesafeli başlamıştım Açıkçası daha ağır bir anlatım bekliyordum. Ama, kendimi beklemediğim kadar ilgiyle okurken buldum. Ve beni etkileyen sey; Aradan geçen binlerce yıla rağmen insanın özü pek değişmiyor. O dönemde yaşayan insanların da aileleri, sorumlulukları, geçim kaygıları, umutları ve gelecek hayalleri vardı. Bugün bize çok uzak görünen bir medeniyet, bir anda tanıdık yüzler taşımaya başladı kitabi okumamla birlikte. Bu kitap beni saraylardan çıkarıp insanların evlerine, sokaklarına ve sofralarına götürdü. Tarihi kurgu eserlerin içinde okumayı hâlâ daha çok seviyor olsam da, binlerce yıl önce yaşamış insanların gündelik hayatına tanıklık etmek beklediğimden çok daha keyifli ve etkileyiciydi..
Asur ve Babil'de Günlük HayatArchibald Henry Sayce · Kanon Kitap · 20256 okunma
9/10
·368 syf.··
2026 18. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 15:46
Kaan Murat Yanık~ BUTİMAR “ Herkesin kalbinde bir kara delik vardır. Kaybetmekten korktuğun ne varsa oraya saklamalı. Dünyanın hengamesi, her şeyi savurup yok etse dahi , o kara deliğe koyduklarına zarar veremez. Yeter ki kalbin, içine bir şeyler sığacak kadar geniş ve dünyadan uzak olacak kadar derin olsun. Kalbin ne kadar geniş olursa, içinde saklayacağın şeyler de o kadar çok olur.” Yusuf ve Butimar’ın hikayesi diyeceğim ancak bu hikaye bence Behzad’ın da hikayesi.. Çok yakın arkadaş olan Yusuf ve Behzah Revan’da hocaları Ali Garbi ile birlikte yalnızca birbirlerini anladıkları ve dinledikleri bir hayat kurmuşlardır. Rus istilası altında olan Revan’da hayat çok zordur. Ancak rüyasında gördüğü Butimar’ı karşısında görünce ve bir de simya ilmine düşünce Yusuf’un hayatı en zorlu sınavlardan birini vermeye hazırlanmaktadır. Can dostu Behzad Yusuf’u asla bırakmaz ve hikayeleri böylelikle başlar. Yazardan okuduğum ilk kitap “Butimar”oldu. Ben hikayeyi çok beğendim. Ancak sonu biraz daha uzun olsaydı da keşke bazı şeyleri daha fazla öğrenebilseydik diye küçük bir istediğim de olmadı değil. “Puslu Kıtalar Atlası” hissiyatını da hafiften aldığım bir eser oldu ayrıca. Ve son olarak bence Behzad için ayrı bir kitap yazılmalı.Onun derin ve incelikli ruhuna bu yakışır kesinlikle. ALINTILAR •İnsanlar unutmak istediklerini kuyulara atarlar. •Dilinin altında yaşayan bir kelimeydim. Konuşsa yersiz yurtsuz kalacaktım. •Öyle bir karmaşa vardı ki ruhunda, sanki tanıdığı ya da tanımadığı herkes, içinden çıkamadığı meseleleri çözüm bulana kadar onun içine rehin bırakmıştı. •Senin varlığın sayesinde aslında yok olduğumu unutuyorum. Seni yaşamadan özledim. •Elleri para değil kitap kokan insanlar makbuldür. •Kitaplara öyle tutkulu bakıyorsunuz ki, ancak onları ilk kez görenler
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
Sustuklarımızdan Aldığımız Yaralar,Sessizliğin Mirası
10/10
·245 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 17:19
Merhaba sevgili okurlar ​Bugün kütüphanemin en özel köşelerinden birine yerleşen, kapağını kapattıktan sonra bile günlerce etkisinden çıkamadığım ve üzerine uzun uzun düşünmek istediğim çok derin bir eseri sizlerle paylaşmak için buradayım. Mustafa Gülaçtı’nın kaleme aldığı Sessizliğin Mirası Bir babanın sessizliğinden, bir oğlun kelimelerine uzanan hikaye.Okuyup bitirdikten sonra anladım ki bu cümle sadece edebi bir aforizma değil, kitabın her bir sayfasına, her bir satır arasına sızmış olan o muazzam gerçeğin ta kendisiymiş. Kendi iç dünyamda, kendi geçmişimde ve sustuklarımda derin izler bırakan bu eseri, tamamen kendi penceremden ve hissettirdikleriyle detaylıca kaleme almak istedim. Sessizliğin Mirası , aslında toplum olarak kanayan bir yaramıza, çoğumuzun bir şekilde hayatında karşılığı olan ama dile getirmekte zorlandığı o büyük ama sessiz trajedimize parmak basıyor. Sessizliğin Mirası'nı okurken kendimi sürekli bir empati çemberinin içinde buldum. Tahliller o kadar içten, o kadar bizden ve tanıdık ki. Okurken kendimi bazen o sustuklarıyla aslında çok şey anlatan, gururunun ya da yetiştirilme tarzının arkasına saklanan o babanın yerine koydum. bazen de o boşlukları kapatmak için çırpınan, bir cevap arayan, babasının gölgesinde kendi kimliğini kelimelerle inşa etmeye çalışan oğlun acısında, arayışında buldum. Karakterlerin hiçbiri yapay değil,sokakta yürürken görebileceğimiz, belki de bizzat kendi evimizde karşılaştığımız insanlar. Kitapta o kadar çok cümlenin altını çizdim, o kadar çok satırda durakladım ki. Ama sanırım bütün kurgunun, bütün o sessiz çığlığın özeti tam olarak şu cümleydi. ​"Bize bırakılan en ağır miras, doldurulmamış boşluklar ve zamanında sarf edilmemiş, içe atılmış kelimelerdir. İnsan en çok sustuklarından yara alır ve en çok sustuklarıyla yaralar sevdiklerini..." Elif
Duygu ve Düşünce
Sessizliğin MirasıMustafa Gülaçtı · Mahlas Yayınları · 20268 okunma
Altıncı Koğuş
Puan vermedi·80 syf.··
2026 47. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:39
Çehov, Altıncı Koğuş üzerinden toplumsal düzeni bir mikrokozmos olarak resmeder. Koğuştaki hastalar ile dışarıdaki insanlar arasındaki tek fark, birilerinin gücü elinde bulundurmasıdır. Düşünen, haksızlığa ses çıkaran ve sistemin monotonluğuna ayak uyduramayan İvan Dmitriç toplum tarafından kolayca "deli" ilan edilmiştir. Kitabın ilerleyen kısımlarında sistem, kendisi gibi düşünmeyen Doktor Andrey'i de aynı çarkın içine çekerek koğuşa kapatacaktır. Bu durum, gücü elinde tutan vasat çoğunluğun, aydın azınlığı nasıl yok ettiğinin trajik bir göstergesidir.
Düşünce
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Kızıl Panda Yayınları · 202087,3bin okunma
Reklam
Reklam