Ne güzel diyor Ömer Hayyam:
"İnsanoğlu kendi kusurlarıyla saklambaç oynayan başkalarının kusurları ile yakalamaca oynayandır."
Bu yüzden kimse başkasını yargılayabilecek kadar kusursuz değildir. Ama bazıları kendinde bu Hakkı görebilecek kadar hadsizdir.
Yıkık bir oyun bahçesi, sınırda zorun raddesi
Güneşin o ıssız sesiyle biter sorunlar kesin
Daha çok yolum var kesin
Sorun var, onun darbesiyle düştük
Arka sokaklarda mutlu sonun maddesi
Olumsuz sonuçlarda doğdun, kaderi yolundan çevir
Ki lafını dinlemezse gövdesine doğrult hançeri
Kaybolur o ruhban şeritte söner kudurtan şehir
Bu zehri kustun bütün korkularını burundan çekip
İnsandan robot yaptı, atomdan su, balıktan gemi
Beyazdan siyah, griden bi' şehir, pamuktan demir
Yok olma kurtul egondan son hızla atıp maskeni
Kim miyim? Siktir et, bu kafiyeler kanıtlar beni
Varoluş kâğıttan gelirken Doğu'dan ağıtlar gelir
Bir darbe sarsabilir bedeni fakat dağıtmaz seni
Senin tek hazinen kimliğin, düşün vazifen nedir?
Ve neden ölümlerle beraber şu haziran gelir
Boş verdim süslü cümleleri, ömür hüzünlü gülmeleri getirdi
Ner'den baksan yetmiş sene sürdü gülmeleri
Ve hepsi delirmişti
Hayatları gürültülüydü, derinlerde yok ettiler sessizliği
Günbegün geberip gitti hepsi megalomandı
Hepsi cüzdanından emin
Ve para düşmandı, zaten ölüm düşmanınla gelir
Onun rüzgârıyla sevin pislik insanoğlu
Benim hayalim ayaklarıma belki İzmir İzban'ıyla gelir
Zengin ölmek için elli senemi harcayamam baba
Buraya hapsedip avuttular bak arta kalan parayla
Ve başlatıldı gezegenimde onca savaş, yalan
Fazla yaşamak için düzene başımı sallayamam baba
Masumiyet elle dokunulamayan ama hayale sığmayan bir kavram. Masum olmanın yaşı varmı? Henüz bilmiyorum. Ama çok kolay ve fark edilmeden kaybolduğunu anladım. Bir çocuğun Peygamberimize(sav) mektup yazıp ondan bebek istemesi ve ya akşam ne yiyeceğini rızkını düşünmeyip sadece anın tadını çıkaran çocuklar. Bunun gibi masum, temiz bir hayat elimizden biz fark etmeden kayıp gitti.
Elimizde kalan ne peki? Geçmişin tozlu raflarında unutulmuş günahlar,kirler,acılar vb. Sahi unutulunca yaşanmamış mı oluyor bütün herşey?
Peki hatalarımız için kimi suçlayacağız?
Şeytanı mı yoksa nefsi mi? Veya dünya yı? İnsanları?
Günah keçisi ararsak vahşileşmiş ruhumuz illa ki bir sebep ve neden bulur. Ne zamana kadar sürecek bu eziyet? Ölünce anlayacaksa insanoğlu bu kadar Peygamber ve kitaplar boş'a mı gönderildi?
Bizden olmadı Allahım sana layık bir kul,
Sen istersen biz sana layık oluruz Affet...
Okyonus
Her insan kusurludur;
Kusursuz insan yoktur.
İnsanoğlu da zaten, bir kusur üzerine, cennetten dünyaya inmemiş midir?
Amaç insanın kusurlarına rağmen, insanı sevmek değil midir?
İnsanoğlu her zaman gidilmemiş bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yüzden insanoğlunun meselesi en doğru seçimi yapmak değil, hangi pişmanlıkla yaşayacağına karar vermesiymiş