Kendi büyüklüğümü, dünyayla eş tutuyordum, öyle ki, şayet fikirlerim yıldırım gibi ateşten oluşsaydı tek biriyle bile dünyayı yakıp kül edebilirdim! Ne acınası bir deliymişim!
Bilinmeyen bir el tarafından boşluğa atılmış şu kum tanesi, uçurumun kenarında bulabildiği her dala zayıf bacaklarıyla tutunmaya çalışan zavallı böcek; erdemden, aşktan, tutkudan medet uman ve kendini sağlama almak için bütün bunlardan birtakım değerler yaratan, Tanrı’ya sımsıkı sarılan, sonunda mutlaka gücünü yitiren, ellerini bırakan ve düşen…