Amr b. As anlatıyor: "Resûlullah bir mecliste konuşurken yüzünü cemaatin en kötüsüne doğru çevirirdi. Bu hareketiyle onu okşar, gönlünü alırdı. Efendimiz konuşurken sık sık çehresini bana doğru çeviriyordu. Ben O'nun bu iltifatından Müslümanların en iyisi olduğumu sanmıştım. Bunun için, 'Ya Resûlullah, ben mi hayırlıyım Ebû Bekir mi?' diye sordum. Bunun için, 'Ya Resulullah, ben mi hayırlıyım Ebu Bekir mi?' diye sordum...
Yanlışı güzel bir üslupla düzeltmeyi çocukluğunda öğrenmişti Hz. Hüseyin. Doğrusunu yaparak yanlışını kendine buldurmaktı ağabeyi Hasan'la metotları. Bir ihtiyarın yanlış abdest aldığını görmüş, yaşlı olduğu için, "Böyle abdest sahih olmaz," demek yerine yanına giderek, "Efendim! Birbirimizden daha iyi abdest aldığımızı söylüyoruz. Abdest alırsak hangimizin haklı olduğunu bize bildirir misiniz?" demişlerdi. Önce Hz. Hasan, sonra Hz. Hüseyin güzelce abdest aldı. Aynıydı hareketleri. İhtiyar, dikkatle bakmış ve sonra, "Evlatlarım! Aldığınız abdestin birbirinden farkı yok. Meğer ben abdesti eksik alıyormuşum," demişti.
Ölümle teselli olur mu! Kavuşulacak, Allah'ın Elçisi'yse elbette! Ah, nasıl üzülmüştü ayrılık vaktine Fatıma! Ah, nasıl sevinmişti adı "ölüm" olsa bile buluşma vaktine...