Bir kere ölümün gerçekliğini hayatın en büyük saklı imkanı olarak kavramayı öğrendiğimizde ne sadece edilgin bir şekilde biyolojik bir türün göçüp gitmesini beklemek, ne onun üzerine kara kara düşünmek, ne de onun gelişini çabuklaştırmayı istemek zorunda kalırız. Ölüm o zaman ne bir dost ne de bir yabancı olarak görülecektir.
Artık Marilyn yoktu ve gerçek hayat bitmişti. Kendimi ağır ve hüzünlü hissediyordum ve bunu kimsenin düzeltemeyeceğini biliyordum. Marilyn öldü. Tabutun içinde çürüyen bedenini düşündüm. O artık sadece benim zihnimde yaşıyor.
Ben ölümle yüz yüze geldiğim zaman o güne dek her zaman yanımda, erişebileceğim bir mesafede durmuş Marilyn yanı başımda olmayacak. Elimi tutan kimse olmayacak. Evet, dört çocuğum, sekiz torunum ve sayısız dostum benimle zaman geçirecekler ama gelin görün ki onlar yalnızlığımın derinliklerine süzülecek güce sahip olmayacaklar.