Kendimi daha önce hiç düşünmediğim şekilde seni etkilemek isterken buluyorum ama seninle birlikte olmak kendime olan güvenimi küçümsememe neden oluyor. Amaçlarımı ve yaptığım her şeyi sorgulamaya başlıyorum.
Sonra bana bazı şeyleri açıklıyorsun ve ben bunları hatırlamıyorum.Sen bunu benim ilgilenmediğime yoruyorsun.Sen gittikten sonra nasıl bir işkence çektiğimi bilemezsin. Ben konuşmaya başladığımda ,söylediklerimi çocukça bularak ne kadar sabırsızlandığını görüyorum. Senin zeki olmanı istemiştim.Sana yardım etmek ve seninle bir şeyler paylaşmak istemiştim ama şu anda senin hayatının içinden tamamen çıkmış durumdayım.
Çaresizlik.Usanç.Boşluk hissi ve hiçlik...Bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır.İçinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir. Bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin,zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.
Bir gerçeklikten diğerine geçtiğim bunca günden sonra,aşk hakkındaki uzun zamandır taşıdığım bakış açımın belki de temelden hatalı olduğunu düşünmeye başlamıştım.Doğru kişiyi bulma fikri,cinler ve tek boynuzlu atlar kadar gerçek dışı bir hayal geliyordu. Belki de aşk,kader ve peri tozundan ziyade cesaret ve niyetle ilgiliydi? Belki de sevdiğiniz kişi için doğru olmak kadar basitti?