" 'Yaşıyorum,' dedi delikanlıya, aysız ve kamp ateşsiz bir gece, hurma yerken. 'Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın. O zaman hayat bir bayram, bir şenlik olacak; çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.' "
"Hiçbir kadının kuşkuları boşuna değildir, hiçbir kadın erkekler gibi kıskanmış olmak için kıskanmaz, durup dururken kuşkulanmaz. Kadınlar öylesine hassastırlar ki bu konuda, bir bakış, bir sözcük, elin bir küçük kıpırtısı, hemen anlayıverirler iki kişi arasında bir başkalık varsa."
"Yeryüzündeki herhangi bir şeyin, her şeyin yaşamını anlatabileceğini biliyordu. Bir kitabın herhangi bir sayfasını açarak birinin elini inceleyerek ya da kuşların uçuşuna bakarak, ya da kağıt falı açarak, ya da bir başka yöntemle, o anda yaşamakta olduğumuz deneyimle bir ilişki kurabiliriz hepimiz. Aslında, nesneler kendiliklerinden hiçbir şey açınlamaz; insanlar bu nesneleri gözlemleyerek Evren'in Ruhu'nu anlama yöntemini keşfedebilir."
" 'İnsanlar yaşama nedenlerini pek çabuk öğreniyorlar,' dedi yaşlı adam, gözlerinde beliren acıyla. 'Belki de gene aynı nedenle hemen pes ediyorlar. Ama dünyanın hali böyle işte.' "